ÖNEMLİ HAZIRLIK MAÇLARI

SLAVİA PRAG’IN İLK GELİŞİ:

7′si SLAVİA’Iı Çek milli takımı, 1923 Temmuzunda Bükreş’te Rumen milli takımıyla karşılaşmış ve 6-0 kazanmıştı.

Türk külüpleri, İstanbul’da yerleşmiş bulunan eski Avusturya milli takım kaptanı Çek asıllı Kratky’den Slavia’yi 4 maç için İstanbul’a getirmeye aracılık etmesini rica ettiler.

Slavia, bütün masraflar kendine, 4 bin lira istedi. Kulüpler 1500 lira verdiler. Nihayet, Kratky’nin tavsiyesiyle 2500 lira farkı, Çekoslavakya Propaganda nezareti ödedi ve Slavia İstanbul’a geldi.

Slavia’nın İstanbul’a gelişi büyük olay oldu. 13 ve 15 Temmuz 1923′de Altınordu ile G.S.’i sıfıra karşı 7′şer golle yendiler. 17 Temmuzda F.B. ile karşılaşacak olan Slavia 16 Temmuzda Fahri başkan Şehzade Ömer Faruk Ef. tarafından karşılandığı Fenerbahçe Kulübünü gezmiş oradan Kalamış BELVU gazinosundaki Fenerbahçe’nin çay ziyafetine Sarı-Lâcivert forslu 13 futa ile denizden gidilmiştir.

Belvu de ilginç bir olay yaşandı. Slavi geldiğinden beri Türkiye’de gol yemeyeceğini iddia ediyordu. Kaleci CHANA, Belvu’de de Basın mensupları ve F.B.’li futbolcu ve davetliler önünde portföyünü çıkarıp masaya koymuş ve

(— Sözüm söz. İşte portföyüm. İçinde az sayılmayacak para var. Bunu bana gol atacak Türk futbolcusuna hediye edeceğim!..) demiştir. Zaten, bu iddia İstanbul halkınca çok sevilen Slavia’nın tek antipatik yönü oldu ve pek açığa vurulmayan üzüntüler doğurdu.

17 Temmuz 1923 Salı günü Taksim stadını dolduran kalabalığın tek müşterek dileği Slavia kalesinde bir “Türk Golü” görebilmekti. Herkes bu özlem içinde kıvranıyordu…

Maç, Slavia yöneticilerinden FATTA’nın hakemliğinde başladı. Altınordu maçını G.S.’lı Yusuf Ziya Öniş, Galatasaray maçını da Altınordu’lu Hamdi Emin Çap yönetmişler, ancak Slavia’lılar her ikisinden de memnun kalmadıklarını öne sürüp, F.B. maçını kendilerinden birinin idare etmesini istemişlerdir. Fenerbahçe bunu kabul etmiştir.

Maç başında kasığına çok sert bir tekme yiyen santrhaf İsmet Uluğ’un sahayı terk etme zorunda kalışı Fenerbahçe için talihsizlik olmuş ve durum 75. dakikada Sarı-Lâcivertli takım için de, biri penaltıdan 7-0′a yükselmiştir.. Ancak, 2 dakika sonra mucize gerçekleşti ve soliç Ömer Tanyeri, günlerdir beklenen, “NAMUS GOLÜ” nü attı. Slavia sinirlenip 3 gol daha kaydetti ise de kimse gam yemedi.. İddia başarılamamış, şeref kurtarılmıştı ya !..

Bu tarihsel golü SPOR ALEMİ şöyle yazmıştır:

(Alaattin bey sağdan topu sürerek karşısında-kileri geçti ve topu yakından kaleye havale etti. Kaleci bunu iâde etmek üzere iken, husule gelen ufak bir kargaşalığı müteakip, Zeki ve Ömer beylerin de yardımlarıyla içeri atıldı.. 3 GÜNÜN 3 MÜSABAKASI ESNASINDA BOĞAZLARDA DÜĞÜMLENİP KALAN GOL KELİMESİ BİNLERCE SİNENİN VAR KUVVETLERİYLE STADYOMU İNLETTİ… PEK PAHALIYA MAL OLMAKLA BERABER ŞEREF KURTULMUŞTU…)

İşte, Fenerbahçe futbolunun bu en ağır yenilgisi bile, böyle bir mutlu anı ile süslüdür.

Slavia Türk futbolunda devrim yarattı. Bu kadro şöyledir:

CHANA – RATZA, NİETEL – PLODER, BURGER, SAYFERD – KUZEL, ÇAPEK, VANİK, ŞTAPEL, KRATOCWİL.

17 Temmuz 1923′de Slavia’nın yukardaki görkemli kadrosuna karşı, Fenerbahçe, o dönemde hiç değişmeyen ve basının, isim yazmadan (Fenerbahçe her zamanki kadrosuyla) deyimini kullandığı, şu tertipte idi:

ŞEKİP – HASAN KÂMİL, CAFER – KADRİ, İSMET (SUAT SUBAY), FAHİR – SABİH, ALAETTİN, ZEKİ, ÖMER, BEDRİ

 

POLONIA’YI YALNIZ F.B. YENEBİLDİ:

Fenerbahçe’nin ünlü İŞGAL YILLARI kadrosu ( İstanbul Şampiyonluğunu hiç yenilgisiz ve hatta gol de yemeden 58-0 gibi görülmemiş bir skorla kazanan), gücünü bütün görkemiyle sürdürürken, POLONYA DEVLETİ, Tophane rıhtımında kurduğu Sanayi Sergisine paralel propaganda amacıyla, şampiyon futbol takımı POLONİA’yı da İstanbul’a göndermiştir. Polonia İstanbul’da yaptığı 4 maçta tek yenilgiyi 19 Eylül 1924′de 4-3 sonuçla F.B.’den aldı. Hatırlatmak” gerekir ki, Fenerbahçe’nin bu başarısı, 19 Mayıs 1957′deki 1-0′lık milli maça kadar, 33 yılda Polonyalılara karşı Türk futbolunun sağladığı yegane galibiyet olarak da değer taşır.

 

F.B. SLAVİA’YI YENİYOR:

Türk futbolu 1927′de gelişip iyice kalkmıyordu. Bunda, F.B.’nin “BEKİR, ZEKİ, ALAADDİN” ileri 3 ortasının rolü büyüktü. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en değerli bu 3 orta hücumcusunu yabancılar bile 1927-28′lerde, (AVRUPADA EŞSİZ) olarak değerlendirmekteydiler.

Prag’ın, 1923′deki ilk gelişiyle, Türk futbolunda devrim yaratan ünlü Slavia’sı 5 Haziran 1927′de F.B. ile 3. kez karşılaşıyordu. Maç, yine rekor kalabalık önünde Bekir’in 18. dakikadaki kafa golüyle kazanılmış ve Fenerbahçe’nin bu büyük başarısı, yalnız yurdumuzu değil Avrupa’yı da yerinden oynatmıştı. Zamanın sayılı politik ve ciddi gazetesi (CUMHURİYET)’in birinci sayfasında 3 sütunu kaplayan iri puntolu şu başlık, bu büyük başarının önem ve değerini kanıtlar:

FENERBAHÇE’NİN MENENDSİZ ARSLANI BEKİR YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ:

MEŞHUR ALEM SLAVYA TAKIMI BİRE KARŞI SIFIRLA MAĞLUP OLDU !..

 

HİTLER’İN ADMİRASI:

Fenerbahçe’nin 31 Mayıs 1942′deki 2-1′lik AD-MİRA galibiyeti gizli kalmış büyük başarıları arasındadır.

Hitler, Avusturya’yı ülkesine kattıktan sonra, Alman ve Avusturya’nın en değerli futbolcuları ADMİRA ismi altında toplandılar. Milli maç yapmaya da yetkili olan ADMİRA, Hitler Almanya’sının propaganda takımı olarak görevini başarı ile sürdürüyordu.

Ünlü KARL DİEM başkanlığında, 3 maç için Mayıs 1942 sonunda Türkiye’ye gelen Admira, Beşiktaşı 3-2, Galatasarayı’da 3-0 yendikten sonra, Naci Bastoncu ve Halit Deringör’ün golleriyle Fenerbahçe’ye 2-1 yenilmekten kurtulamadı. Fenerbahçe’nin yüksek ve kaliteli futbolu Admi-ra’nın yenilmemek için harcadığı bütün çabaları sonuçsuz bıraktı.

 

F.B. AUSTRİA’YI YENEN TEK KULÜP:

Avusturya şampiyonu, “AUSTRİA WİEN” Aralık 1948 ‘de 2′şer kez, G.S.’i 2-1 ve 3-2, Beşiktaş’ı da 6-2 ve 4-2 yendikten sonra kamuoyu maçlık çok başarılı Atina deplasmanından dönmekte olan Fenerbahçe ile yapacağı 2 maçı merakla bekliyordu.

19 Aralıktaki ilk maç 1-1 beraberlikle bitti. Fenerbahçe’nin lig maçlarında ceza alan, fakat bu cezaya itiraz ettiği Fikret Kırcan’ı bu maçta oynatması hakem Sulki Garan, Fikret ve yönetici Rüştü Dağlaroğlu’nun ceza kuruluna verilmelerine neden olmuş ve tutum F.B. Kulübünün sert tepkisiyle karşılanmıştı. Bu nedenle, 23 Aralıktaki rövanş maçına ilgi çok arttı.

Taraflı ve F.B.’ye haksız davranmakla suçlanan Beden Terbiyesinin, Fikret’in 2. maçta tekrar oynatılmasını önlemek için, Fenerbahçe Kulübüne, Fikret’e, maçın hakemine, sahaya çıkarılmaması için stad müdürlüğüne ve nihayet Emniyet Müdürlüğüne başvurmalarına rağmen Fenerbahçe Kulübü, bir tertiple Fikret’i 2. dakikada maça soktu. Böylece, olaylardan zaten etkilenmiş takım, ayrıca tahrik olunan halkın da coşkun teşçi ve gösterilerinden şahlanıp olağanüstü canlı ve güzel bir oyunla ünlü rakibini sürkla-se etmiş ve Austria, 2′si Fikret, biri de Erol’un attığı gollerle 3-1 mağlup edilerek Viyana’ya gönderilmiştir.

 

FENERBAHÇE İNGİLTERE’DE GALİP:

İngiltereye 1950′de ilk giden Türk kulübü Galatasaray, 5 maçlık angajmanda 5 yenilgi ile dönerken, Fenerbahçe aynı deneyi, yine 5 maçlık bir angajmanda başarı ile sonuçlandırmış, hatta büyük elçimizin, (LONDRA’DAKİ BU MAÇINIZ, YURDUMUZ İÇİN MİLYONLARCA LİRA SARFIYLA SAĞLANAMAYACAK PROPAGANDA OLACAKTIR !..), rica ve ısrarlarıyla, Q.P.Rangers’le angajman dışı 2-2′Iik maç da yapmıştır.

İşte; Fenerbahçe, bu tarihsel turnenin ilk maçını 6 Ekim 1953 akşamı LONDRA’DAN 460 km.’lik tren yolculuğundan bir kaç saat sonra, HULL şehrinde HULL CİTY takımıyla yaptı ve 2-1 kazandı. Bu galibiyet bir Türk Kulübünün İngiltere adalarında ilk galibiyetidir.

Hayatlarında ilk kez gece maçı yapan Fenerbahçelilerin BOOTHFERREY PARK stadında Türk ve İngiliz milli marşlarından sonra çıkardıkları mükemmel oyun stadı dolduran İngiliz seyircisini hayran bırakmış ve Lefter’le Fikret’in sert şutlarıyla yapılan goller ayakta alkışlandığı gibi, İngiliz Basınında da uzun ve övücü yazılara konu olmuştur.

 

 

BREZİLYA GALİBİYETLERİ:

Brezilya ile futbol temasımız 28.04.1951de PORTU GUEZA DE DESPORTOS takımıyla başladı ve bunu diğer takımlarla yapılan maçlar izledi. Fenerbahçe’nin bu takımlara karşı, müteaddit galibiyetleri vardır. Bunlar arasında 8 Nisan 1956′daki 2-0 VASCO DE GAMA galibiyeti küçümsenemez. (KARALARIN VE DENİZLERİN FATİHİ) ve (GÜNEY AMERİKA’NIN SEVGİLİSİ) olarak anılan ve tanınan bu ünlü takım, Türkiye’ye yaptığı tek seyahatinde G.S. ile Beşiktaş’ı 2-1 ve 2-0 yenmiş, Fenerbahçe’ye ise 2-0 yenilmiştir.

Zamanın en gözde futbolcuları ADEMİR ve PİNGA’lı kadrosuyla büyük ilgi toplayan bu takımın Fenerbahçe ile yaptığı maç, (BİR FUTBOL ZİYAFETİ) olarak tanımlandı. Yalnız Brezilyanın değil, Dünyanın da bu ünlü takımı, Fenerbahçe’nin olağanüstü güzel ve teknik oyunu karşısında acze düşmüş ve ilk golü kendi kalesine atmıştır. Sağiç Can Bartu’nun yaptığı 2. gol ise, Fenerbahçe’nin yetiştirdiği bu yıldız futbolcunun o mevsim yerleştiği A takımında ilk golüdür.

 

RUMEN MİLLİ TAKIMINI YENİŞ:

Dünya kupasında İngiltere ile Londra’da 1-1 berabere kalan Rumen milli takımını davet eden Fenerbahçe’nin bu takımı 2.4.1969 Çarşamba gecesi İnönü stadında YAŞAR ve FUAT’ın golleriyle 2-1 yenmesi ilginç bir anıdır.

Fenerbahçe bu maçı 90 dakikalık olağanüstü gayret ve çok güzel bir oyun sonucu kazandı. Fenerbahçe kulübü Rumenlere büyük konukseverlik gösterdiği gibi, 18 futbolcuya birer altın saat ve 9 yöneticiye de birer kostümlük kumaş hediye etmiştir.

Fenerbahçe, bu maçtan sonra Rumen Milli Takım adaylarıyla 4 maç daha yaptı. Bunlardan 2-1 kazandığı 9.8.1977 karşılaşması ilginçtir. 23 Mart Balkan Kupası maçında Bükreş’te son olarak Türkiye’yi 4-0 yenen Romanyayı Tuna’nın 2 nefis golüyle yendi.

 

BOTAFOGO GALİBİYETİ:

Dünya kupası şampiyonu Brezilya’nın yıldızlarının toplandığı BOTAFOGO takımı, Türkiye S.Y.Derneğince 2 maç 20 bin dolara angaje olununca, 3 Şubat 1972′de Fenerbahçe ile karşılaştı ve 3-1 yenildi.

Fenerbahçe, ligdeki dağınık ve kısır oyununun aksine; canlı, akıllı ve son derecede uyumlu oynamış ve ünlü rakibine ezici bir üstünlük kurup, Osman, Cezmi ve Ostejiç’in gollerinden sonra yediği bir sayı ile sahadan 3-1 galip ayrılmıştır.

Fenerbahçe’nin güzel oyununu Hürriyet gazetesi sayfa boyu: (SELAM SANA FENERBAHÇE 3-1) Başlığı ile vermiş ve başlık altında şöyle devam etmiştir:

— DAHA 3 GÜN ÖNCE YUNANLILARA, “TOP SAHADA KAYBOLDU” dedirten siyahi futbol cambazlarının aklına nereden gelirdi, Türkiye’de karşılarına FENERBAHÇE DİYE BİR TAKIM ÇIKACAK VE EVİRE ÇEVİRE 3-1 GALİP GELECEK…

Eşfak Aykaç: (FENERBAHÇE, DÜN BÜYÜYEN ve Brezilyalıları seyretmeye gelen İSTANBUL HALKINA HAYRANLIKLA KENDİNİ SEYRETTİREN FENERBAHÇE, RAKİBİNE ORANLA, DAHA YÜKSEK FUTBOL DEĞERİ TAŞIYAN BİR OYUNLA, DAİMA İFTİHARLA HATIRLANACAK BİR GALİBİYET KAZANDI. HEPSİNİ TEBRİK EDERİZ.)

GÜNDÜZ KILIÇ (MİLLİYET) — (FENERBAHÇE BOTAFOGO’YU DİZE GETİRİP DIŞARLARA KADAR AKSEDECEK BİR ZAFER KAZANDIRDI TÜRK FUTBOLUNA. KISACASI, DÜN FENERBAHÇENİN KUDRETİ BOTAFOGO’NUN MAHARETİNİ TUŞA GETİRDİ…)

ORHAN AYHAN (TERCÜMAN) — (FENERBAHÇE BREZİLYA’YA “FUTBOL” SATTI. ÖNCE BİR KOCAMAN “BRAVO” DİYELİM FENERBAHÇE’YE, ÇÜNKÜ:

BİLEĞİNİN VE FUTBOLUNUN HAKKIYLA TARİHİNE ŞAHANE BİR GALİBİYET DAHA GEÇİRDİ DÜN)

Kafile Başkanı Wilhelm Knopf’in Hürriyete demeci:

(F.B. RİO LİGİNDE BOTAFOGO, AMERICA, FLUMİNANCE, FLAMENGO ve VASCO DA GAMA İLE BAŞABAŞ MÜCADELE EDECEK VE İLK 5′E GİRECEK GÜÇTEDİR. ŞUURLU FUTBOL OYNUYOR. TEKNİK VE TAKDİĞİ MÜKEMMELE YAKIN… DÜNYA KUPASINDA RAKİP DEFANSLARI HARABE HALİNE GETİREN BÜYÜK KOZUMUZ JAURZİNHO’YU GAYET İYİ GÖLGELEDİLER. 4 NU. (ZİYA) TAKIMIN BEYNİ. BU FUTBOLCUNUN ZARİF HAREKETLERİNE HAYRAN KALDIM.)

 

SAĞOL FENERBAHÇE:

1971-72 Dünya şampiyonlar şampiyonu NACİONAL CLUB DE FOOTBALL Türkiye ye gelen ilk Uruguay takımıdır. Bu ziyareti (1 maç 15 bin dolar ve Tarabya otelinde ikâmet), şartıyla Fenerbahçe Kulübüyle anlaşarak yaptı ve 21 Mart 1972′de gelip ertesi gece oynadıktan sonra, 23 Martta gitti.

27.218 seyircinin 446.650 lira (yaklaşık 50 bin dolar) ödeyerek izlediği bu maç, sakatlıklar nedeniyle sahaya zayıf çıkan F.B.’nin başarılı oyunuyla başa baş geçmiştir.

HÜRRİYET: (FENERBAHÇE GENE SÜKSE YAPTI !..)

F.B. ile NACİONAL DÜN GECE İSTANBUL SEYİRCİSİNE HEYECANLI, KALİTELİ, TEMAŞA ZEVKİ ÜSTÜN BİR FUTBOL MAÇI SEYRETTİRDİLER.

F.B. DÜN GECE NACİONAL KARŞISINDA BÜYÜDÜ VE HİÇ BİR AN, HİÇ BİR MANASIYLA GÜNEY AMERİKALILARINKİNDEN EKSİK OLMAYAN BİR OYUNLA MAÇI SE-VİYELENDİRDİ, RENKLENDİRDİ. GOLLER FEVKÂLÂDE GÜZELDİ. O KADAR FEVKALÂDE İDİLER Kİ, GÜZELLİKLERİNİ DOL-MABAHÇE’NİN UTANILACAK HALE GELMİŞ IŞIKLANDIRMA TERTİBATI BİLE HALKIN GÖZÜNDEN GİZLEYEMEDİ.)

ARJANTİNLİ ÜNLÜ ARTİME maçtan sonra Basına şöyle konuştu:

– (ZİYA ile aynı forma altında oynamak isterdim. Bu klas elemanları ve oyunuyla Fenerbahçe’nin Avrupa’da çok büyük isim yapmış olması gerekirdi. Böyle olmayışına şaştım !..)

 

ONASİS VE CEMİL

Ünlü Macar Puskas’ın çalıştırdığı PANATHİNAİKOS takımı 1971′den beri başarıdan başarıya koşuyor, şampiyon kulüpler de finalist, Kıtalararası şampiyonada da ikincilikler kazanıyordu.

Fenerbahçe bu Yunan şampiyonunu 23.8.1973 gecesi İnönü stadında 35 bin seyirci önünde 4-1 yenerken en güzel ve teknik maçlarından birini çıkarmış ve İnönü stadıyla çevresi coşku içinde çalkalanmıştır.

Necmi Tanyolaç’ın, bu maç nedeniyle yaptığı, ONASİS ve CEMİL başlıklı yorum ilginçtir:

(FENERBAHÇE, PANATHİNAİKOS’U İSTANBULA GELDİĞİNE PİŞMAN ETTİ. AVRUPA KUPASINDA FİNAL GÖRMÜŞ, DÜNYA ŞAMPİYONASINDA 2.’LİK TUTMUŞ BİR TAKIMA KARŞI FENERBAHÇE’NİN ALDIĞI FARKLI SONUÇ HOŞA GİDİCİ, ÜMİT VE GURUR VERİCİDİR. FENERBAHÇE’ DÜN GECE PARLAK FUTBOLUYLA COŞUP COŞUP GOLE GİDERKEN, YUNAN TAKIMLARINA KARŞI ÇOK HASSAS OLAN TÜRK SEYİRCİSİNE BİR ŞEYLER DEMEK İSTEMİŞTİR.

— “BEN KENDİM İÇİN DEĞİL, SENİN İÇİN OYNADIM !..”

Dostça, fakat erkekçe bir futbol mücadelesi halinde geçen maçtan şunlar kaldı: Skor levhasında 5 gol, Fenerbahçe ve Cemil. Hele Cemil, hele Cemil… Bir zıpkın gibi Yunan defansının her yanında, her yerine batıp batıp çıkan CEMİL Fenerbahçe’yi büyük galibiyete götürmüş, “Osmanla yanyana oynamaz” iddialarına, Osman’a iki gol attırarak son vermiştir.

Dün geceki CEMİL’İ Yunan futbolunun patronları görseydi!.. Ne olurdu?., diyeceksiniz. Panathinaikos’lulara 1971 finalinde:

AJAX’I YENİN, BENDEN BİR TANKER…” diyen milyarder, dün geceki Cemil’e, Bayan Jacqueline’e hediye ettiği SKORPİON Adası’nı teklif ederdi. ÖYLESİNE BÜYÜK, ÖYLESİNE GÖZ KAMAŞTIRICI İDİ Kİ CEMİL…”

Fenerbahçe futbolunun ünlü yıldızlarından 1947 de İstanbul’da doğan Cemil T uran Sarı-Lâcivertli A takımda 1972-80 arası 8 yıl top oynayıp 366 maça katıldı ve 194 gol attı. Milli formayı ise 54 kez giymiş, 14 kez kaptanlığını yapmış ve 20 de gol atmıştır. Ay-Yıldızlı forma altında 22 golle rekortmen Lefterden sonra ikinciliği koruyor.

Cemil, hazırlayıcı ve bitirici olma meziyetleriyle Türkiye’nin gelmiş geçmiş golcülerinin en değerlilerindendir. Teknik ve şutörlüğü dışında, ârıi depar ve demarke kalmadaki maharetlerinde eşsizdir. Fenerbahçe forması altında Beşiktaş’a 31 maçta 18, Galatasaraya da 30 maçta 14 gol attı. 7.3.1976 daki 3-0 lık lig maçında Beşiktaş’a, 12.12.1976 da Ankara’da 6-1 lik Van Deprem Kupası maçında da Galatasaray’a 3 er golü vardır.

 

PELE FENERBAHÇE’Yİ ÖVÜYOR

Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü futbolcusu olan “PELE” yi Türk seyircisi Fenerbahçe kulübü sayesinde görebildi. Pele’li SANTOS, 25 bin Dolar ve ikâmet masrafı karşılığında bir maç için gelmiş ve 2 Mayıs 1972 de, mahşer gibi kalabalıktan, yola devam edemeyip, Bakırköy’den Yeniköy’deki Chariton oteline denizden motorla götürülmüştür.

“Tercüman” da Atillâ Gökçe’den:

(…Dün geceki olay, alelâde bir maç değil, bunca yıldır hep üzüntü ve iç sıkıntısı ile yaşadığımız karanlık futbolumuzda, yıldızları yağı bitmiş kandiller gibi küçülten çok ama çok parlak bir efsaneydi.

Ölümsüz Pele’nin Dolmabahçe’de binbir maç izlesek, coşkusundan zerre kaybetmiyecek karek-terini, ölümsüz golünü gördük… Böyle bir geceyi efsanesiyle birlikte ölümsüzleşen Homeros’lar, Yunus’lar, Mevlâna’lar yazmalıydı. Çünkü biliyor ve idda ediyorum ki Pele yazılmaz, yaşanır.

… Bir de Fenerbahçe’si var maçın.. Ligdeki an-laşılmazlığını bırakmış, katı, sert ve verimsiz markajı defterinden silmiş, temiz, tertemiz, efendi ve dürüst bir Fenerbahçe’si var. Bakın bunu hiç unutmamalıyız.

… Sizler de büyüdünüz Mithatpaşa’dakiler. 1971 Temmuzunda MARACANA’yı inim inim inleten Pele’ye hiç aratmadınız kendi stadını. Pele atakta iken alkışladınız. Fenerbahçe atağı kesip kontratağa kalktığı zaman da sustunuz. Bir bü-yüke bu kadar büyük davranmak ancak size yakışırdı. Ve sizler de efsanenin kahramanıydınız. İşte efsanenin sonu:

“Telesafir’ler öldü, yaşasın Pelesafir’ler…”

Dolmabahçe stadı 3 Mayıs 1972 çarşamba gecesi oynanan F.B.-Santos F.C. maçındaki kalabalığı ancak bir kez yaşamıştır denebilir. 43.275 biletli seyirci ve 892 bin lira hasılatla Türkiyede rekorlar kırıldı.

Pele giderken basına şöyle konuştu:

(FENERBAHÇE İYİ TAKIM. EKSİĞİ, OYUN ARMONİSİNDEKİ ZAYIFLIĞIDIR. GÖRDÜĞÜM MİSAFİRPERVERLİĞİ ÖMRÜMCE UNUTAMAYACAĞIM. BUNU DÜNYANIN HİÇ BİR YERİNDE GÖRMEDİM…. BENİ RAHATSİZ ETMEYEN YUMUŞAK VE CENTİLMEN OYUNLARINDAN DOLAYI F.B.’LİLP.RE SONSUZ SEVGİ VE TEŞEKKÜRLER. BENİ RAHAT BIRAKIP, GERÇEK OYUNUMU GÖSTERMEM İÇİN, HELE DEFANS OYUNCULARIN BANA VURMAMAK HUSUSUNDAKİ GAYRETLERİ GERÇEKTEN SAYGIDEĞER DAVRANIŞLARDI…)

 

“DİNAMO KİEV”, YENİLMEKTEN KURTULUYOR:

Fenerbahçe’nin 1975′in AVRUPA ve SÜPER KUPA şampiyonu ünlü DİNAMO KİEV’İ yellememesine ve 2-2′lik sonuca üzülmemek olanaksızdır. Fenerbahçe bu ünlü takımı, 27 Kasım 1975 Perşembe gecesi, elinden kaçırdı.

“HÜRRİYET” maçı şöyle yazdı:

(… EVET İSİM OLARAK DİNAMO KİEV’Dİ AMA, ESASINDA O BİLDİĞİMİZ GÜÇLÜ HEYBETLİ RUS MİLLİ TAKIMI TAM KADROSUYLA SAHADA İDİ.

MAÇ İÇİN SÖYLENECEK TEK SÖZ: ŞANSSIZLIK. SARl-LÂCİVERTLİLER HER İKİ YARIDA RAKİPLERİNİ ADETA BUNALTTILAR. EN AZINDAN BİR DÜZİNE FIRSATI HOVARDACA HARCADIKTAN SONRA, SAHADAN HİÇ DE LÂYIK OLMADIKLARI BİR SKORLA 2-2 ayrıldılar.

 

F.B., ANDERLECHT’İ YENİYOR:

Fenerbahçe’nin yurdumuz ve Avrupa’da sansasyon yaratan bir çok önemli galibiyetlerinden biri de çok ünlü ANDERLECHT karşısında sağlandı.

AVRUPA KUPA GALİPLERİ 1977-78 mevsimi şampiyonu Anderlecht mevsimin süper kupa şampiyonluğunu kazanmadan kısa süre önce, 7.8.1978′de Fenerbahçe’ye 3-0 yenilmiştir. Basın’dan bazı başlıklar:

HÜRRİYET : FENERBAHÇE MEST ETTİ…

MİLLİYET ; FENERBAHÇE ANDERLECHT’İ BOZGUNA UĞRATTI…

TERCÜMAN : VAY BE… FENERBAHÇE’YE BAK…

NECMİ TANYOLAÇ — (Görenler görmeyenlere anlatmalı bu unutulmaz geceyi ve büyük Fenerbahçe’yi- SİLDİ ATTI FENERBAHÇE KOCA ANDERLECHT’i… FUTBOLUMUZA KAÇ YILDA DÜŞER ?… Bunu da hesaplıyalım ve zafer mutluluğunu yudumluyalım… YENMEK !.. AMA BÖYLE YENMEK… GURURLA, ŞANLA, ŞEREFLE, FUTBOL VE GOLLE…)

İSLÂM ÇUPİ’nin (FENERBAHÇE MUCİZESİ) başlıklı yorumundan:

(FENERBAHÇE’NİN DÜN GECE 3-0 YENDİĞİ ANDERLECHT, YARISI YENİKAPI, YARISI ÇARŞIKAPI MİNİBÜSÜ MÜŞTERİSİ DEĞİL, YARISI BELÇİKA YARISI HOLLANDA MİLLÎ TAKIMININ OLUŞTURDU ĞU, DÜNYANIN 5 BÜYÜK EKİBİNDEN BİRİ İDİ.)

Evet, Hürriyet’in yazdığı gibi, (Süper Kupa finalini oynamaya hazırlanan Avrupa şampiyonu ünlü Anderlecht, İnönü stadına Fenerbahçe ile dalga geçmek ve seyircilere futbol göstermek için çıkmıştı ama, yanıldılar. Fenerbahçe’nin büyük futbolu karşısında ezildiler, büzüldüler ve çekilip gittiler.)

Anderlecht maçının Fenerbahçe’nin son yıllardaki sayılı maçlarından biri olduğunu öne sürmek yanlış olmaz. Fenerbahçe, kimsenin beklemediği çok yüksek klasta bir maç çıkarmıştı.

Nitekim, Ünlü kaptan VANDERELST, Basın mensuplarına:

(FENERBAHÇE’Yİ BU KADAR GÜÇLÜ TAHMİN ETMEMİŞTİK.. ŞAHSEN, BU TAKIMA HAYRAN KALDIM…) derken, Teknik direktör Goethals da Brüksel’de Basına:

— F.B. SAVAŞIR GİBİ SERT OYNADI, BİZ DE SERT İDİK, AMA BAŞLATAN ONLARDI… diye saçmaladıktan sonra; bununla beraber, Fenerbahçe çok iyi bir ekipti. Enaz 2 elemanı Avrupa’nın her takımında oynar, demiştir. Bu büyük zaferi kazanan F.B.: İVANÇEVİÇ – ONUR, COŞKUN, EROL, CEM – ENGİN (BAHRİ), ÖNDER, ŞEVKİ -A.KEMAL, RAŞİT, CEMİL (K) ve TUNA, golleri, Cemil (10), Raşit (30) ve Engin (75) attılar.

 

AVRUPA KARMASI DA MAĞLUPLAR ARASINDA:

Fenerbahçe futbolunun övünç kaynağı başarı larından biri de “AVRUPA KARMASI” nı 3-0 yenmesidir. Büyük ATA’mızın 100. doğum yılı nedeniyle çok önceden kararlaşan bu 2 Haziran 1981 FENERBAHÇE-AVRUPA KARMASI maçı her yönüyle sansasyon yaratmıştır.

Başta Dünya ve Avrupa karmaları tek seçicisi BRANKO PEROVANOVİÇ, Avrupa karması kaptanı CRUYFF, Alman ve Yugoslav Milli takım kaptanları DİETZ ve STOJKOVİÇ, olarak, Avrupa’nın bütün ünlü futbolcu ve yöneticileri Atatürk adına yapılacak bu maç için, DUYDUKLARI ŞEREF’İN SONSUZLUĞUNU ayrı ayrı basına açıkladılar.

Avrupa karması sahaya dev bir Atatürk pankartıyla çıkarken, Fenerbahçelilerin taşıdığı dövizi de Ulu Önderin portresi süslüyordu. Bu görkemli manzara ayakta alkışlanmış, “ATATÜRK ÖLMEZ” temposu ve söylenen İstiklâl Marşı A.Sami Yen stadını yerinden oynatmıştır.

Fenerbahçeli Kız voleybolcuların Avrupa’nın ünlü futbolcularına çiçekler sunmalarından sonra başlayan tarihsel maç, Sarı-Lâcivertli futbolcuların liglerde pek seyrek görülen canlı, gayretli ve güzel oyunlarıyla 3-0 kazanıldı.

Bu görkemli zaferi Fenerbahçe şu kadro ile oynamıştır:

SİNAN (NURETTİN) – ONUR, EROL, CEM, SEDAT – MEHMET (MUSTAFA), VOLKAN, ENGİN – SELÇUK, ÖZER (HASAN), İSA.

Golleri, 24 ve 82. dakikalarda Aralık ayında Dünya karmasında yer alan İsa ERTÜRK ile 75. dakikada penaltıdan Erol Togay kaydettiler.

 

ŞIMARIK NANTES:

Fenerbahçe Almanya’da kampta iken Fransa ikincisi F.C.Nantes ile 2 maç yapma olanağı buldu.

Duisburg, Herne stadında 15.7.1981′de 2-2 biten ilk maçtan 2 gün sonraki rövanşı, Bahtiyar’ın kafa golüyle, 1-0 Fenerbahçe kazanmıştır.

Fransa’nın bir süredir Türkiye’ye karşı izlediği düşmanca tutum ve başta ASALA olarak Ermeni terör örgütlerini koruması Türk kamuoyunda bu ülkeye karşı nefret uyandırmıştır. Bu maçı “Milliyet” gazetesi şöyle yorumlamıştır.

(Fransızların geleneksel Türk düşmanlığı ne yazık ki futbol sahasınada sıçradı. Fenerbahçe karşısında yenilgi kabul etmeyen Fransız takımı, işi tekme ve silleye dökünce Fenerbahçeli İsa ve Nureddin hastanelik oldular. Ancak, aynı Fransızlar Fenerbahçe ve Türk seyircisinin sert tepkisi karşısında çareyi kaçmakta buldular.

Fenerbahçe’yi kutlamak gerek. Galibiyetten çok mücadele gücünü bırakmadığı için. Avrupa’da gerçek bir isim yapan Nantes’in şımarık futbolcularına gereken dersi verdiği için. Türk takımlarının da futbol oynadığını kanıtladığı için…)