DİĞER ÖZEL KUPALAR

TAYYARE CEMİYETİ KUPASI

Modern savaşlarda havacılığın önemini gözönüne alan büyük ATA’nın, (İSTİKBÂL GÖKLERDEDİR..), sözü üzerine, 1924 yılında kurulan ve daha sonra adı, (TÜRK HAVA KURUMU) olan, (TAYYARE CEMİYETİ), piyango gibi bazı organizasyonlar dışında da, gelir sağlama yolunda, çarelere baş vurmuştur. Bu arada, spor kulüplerinden de ilgi beklenmesi üzerine, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri olumlu cevap verince, Tayyare Cemiyeti, 12 Haziran 1925 de yapılacak bir maçın galibine verilmek üzere, bir Kupa koydu. Ayrıca, alınacak bir uçağın bir kanadının Sarı-Lâcivert, diğer kanadının Sarı-Kırmızı olması kararlaştırıldı.

Maç büyük ilgi görmüş ve Galatasaray’ın;

ULVİ – ALİ, M.NAZİF – SUPHİ, NİHAT, K.RIFAT – K.FARUKİ, MİTHAT, KERİM, ŞADİ ve MEHMET tertibindeki kadrosuna karşı, Fenerbahçe;

ŞEKİP – KADRİ, CAFER – RAGIP, İSMET, FAHİR – İHSAN, ALAADDİN, ZEKİ, SABİH ve BEDRİ tertibiyle oynamıştır.

Hakem İngiliz Allen’in yönettiği Taksim sta-dındaki bu maçı, Zeki’nin 78. dakikada attığı golle 1-0 kazanan Fenerbahçe, “Tayyare Cemiyeti Kupası” nı, coşkun gösteriler arasında, almış ve sahaya dolan seyirciler Sarı-Lâcivertli futbolcuları eller üstünde taşımışlardır.

CUMHURİYET KUPASI

İstanbul’da sadece lig maçlarıyla yetinildiği yıllarda, basın zaman zaman futbol maçları tertiplemek gereğini duyardı. Bu arada, dönemin 1 sayılı günlük gazetesi (CUMHURİYET) de ortaya koyduğu “CUMHURİYET KUPASI” için 1927 yılı ilk baharında eleme usulüyle bir futbol turnuvası tertiplemiştir.

Bu turnuvanın yan final maçı, 6 Mayıs 1927 Cuma günü, Taksim stadında, o tarihler için rekor olan 7-8 bin seyirci önünde ve Altınordu’lu hakem avukat Abdullah Güz yönetiminde Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanırken 60. dakikada yarım kaldı.

Maçın 1-1 devamı sıralarında, sert oyun taraftarı olarak tanınan antrenör Billy Hunter’in saha kenarına gelip g.s. defans oyunculaı Mehmet Nazif ve Burhan’la konuşmasından sonra başlayan kırıcılık gittikçe artmış ve M.Nazif’in Alaaddin’e savurduğu bir tekmeden sonra, hakem futbolcuların yanına koşup, Mehmet Nazif’i oyundan çıkarmak isteyince, bu karar itirazla karşılanmıştır. Bu arada, seyirciler de sahaya dolmuşlar, askeri okullar öğrencileri ve güvenlik güçlerinin de kavgaya karışmaları sonucu, çok üzücü görüntü ve olaylar yaşanmıştır.

Yarım kalan bu (Cumhuriyet Kupası) maçı, futbolculardan çok seyirci ile sporcular arasında yaşanmış olması bakımından, ezeli rakiplerin kavgalı maçları arasında özellik taşır.

Bu kupa maçında:

Ulvi – Burhan, M.Nazif – Kemal, Nihat, Suphi -Mehmet, Ercüment, Müslih, Rebii ve Mithat dan kurulu G.S. a karşı F.B.;

FEHMİ – KADRİ, FÜRUZAN – FAZIL, SADİ, İSMET – SABİH, ALAADDİN, ZEKİ, NEVZAT ve BEDRİ tertibinde oynadı

GAZİ BÜSTÜ MAÇLARI

Tayyare Cemiyeti yararına, 10 Ağustos 1928 Cuma günü ezeli rakiplerin 3′er takımı arasında, her birinin galibine Büyük Ata’nm birer büstü sunulacak maçlar düzenlendi. Taksim stadındaki bu organizasyon büyük ilgi gördü ve 10 Ağustos günü, dönem için önemli bir meblağ olan 4760 lira net gelir sağlandı.

Önce, genç takımlar maçını 4-1 Fenerbahçe, 2. takımlar karşılaşmasını 5-2 G.S. kazandıktan sonra, birinci takımlar maçı Ahmet Şerafettin beyin hakemliğinde başlamış ve Galatasaray’ın;

ULVÎ – M.NAZİF, BURHAN – MİTHAT, NİHAT, SUPHİ – MEHMET, MÜSLİH, KEMAL, LATİF, REBİİ tertibine karşı Fenerbahçe:

FEHMİ – SABİH, KADRİ – CEVAT, SADİ, İSMET – ALAADDİN, MUZAFFER, ZEKİ, FİKRET ve BEDRİ kadrosuyla oynamıştır.

İlk devre; 12, 25 ve 43. dakikalarda Alaaddin, Fikret ve Sadi’nin gollerine karşı, Kemal Faruki’nin golüyle 3-1 Fenerbahçe lehine kapandı. İkinci devre, yorulan rakibine karşı G.S., 77 ve 82. dakikalarda Muslih ve Latifle 3-3 beraberliği sağladı. Fenerbahçe, Galatasaray’ı formsuz yakalamış; ancak, kendisi de pek formda olmadığından, fırsatı kaçırmıştır. Aynı akşam, Büyük önder, ziyaretçileriyle beraber, Boğaziçinde bir otomobil gezintisinden, Dolmabahçe Sarayına dönmüştü. Sohbet sırasında, maçın 3-3 bittiğini öğrenince, 5 misafirinden, Necmettin Sadak, Ruşen Eşref ve Mustafa Necati’yi bir grup; Sabri Toprak ve Vasıf Çınar’ı da, kendisiyle beraber diğer bir grup olarak eliyle işaretledikten sonra:

— YA!… Demek üç üç berabere!.. Zaten, burada da 3 e 3 üz!.. Ben de Fenerbahçeliyim!… demiştir.

Gazi Büstü maçlarından birinci takımlar karşılaşması, 3 hafta sonra, 31 Ağustosta, yine Taksim stadında tekrarlandı.

Fenerbahçe, Sabih yerine, genç takımdan Füruzan Şansal olarak aynı idi. Galatasaray’da da Rebii ile Latifin yerlerine Necdet’le Şadlı oynamışlardır.

3 ü ikinci devrede olarak, Necdet ve Şadlı’nın 2 şer golüyle, büstü 4-0 G.S. kazandı.

4 yıldır İskoçyalı Hunter’le çalışan ve üst üste şampiyon olan güçlü G.S. a karşı, antrenörsüz ve çalışması da düzensiz F.B. nin bu dönemde büst’ü kazanması sürpriz olurdu.

 

FB BAYRAMI KUPASI

Servette 1933-34 sezonunda ilk kez oynanamaya başlayan İsviçre Ligi’nin şampiyonu, 1934-35 sezonunun ikincisiydi. Galatasaray’ın 1921 tarihli Avrupa turnesinde sarı-kırmızılı ekibi 10-0 yenen bu takım bu defa Fenerbahçe’nin 28. kuruluş yıldönümü bayramı vesilesiyle Türkiye’ye davet edilmişti. Bu maça ilişkin olarak spor tarihçisi Rüştü Dağlaroğlu’nun 1987 tarihli Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi adlı kitabında şu ayrıntılara yer verilmektedir:

Fenerbahçe, (…) İsviçre Millî küme şampiyonu F.C. Servette’i 5-2 yenerken, 59, 65 inci dakikalar arası 4 gol attı. Şazi Tezcan hakemliğinde; Naci Bastoncu, Ali Rıza Tansu, Şaban Topkanlı ve Niyazi Sel’in 6 dakika içinde son derece güzel ve fırtına gibi bir oyunla attıkları bu gollerin yarattığı coşku ve heyecan tarif olunamaz. Bu maç Fenerbahçe’nin 80 yıllık futbol faaliyetinde İsviçrelilerle yaptığı yegâne karşılaşmadır ve bir çok anılara da neden olmuştur. Örneğin; takviyeli Galatasaray takımı büyük Avrupa turnesinde 2. maçında 2 Eylül 1921 günü, Cenevrede (Servette)’e 10-0 yenilmişti. Maçtan sonra G.S. lı yönetici Tahir Yahya ile Ogün 6 gol atan Servette santrforu meşhur Jean Bar arasında şu görüşme geçti:

– Tahir Yahya : Futbolumuzu nasıl buldunuz? – Jean Bar: Avrupa’da daha kaç maç yapacaksınız ?.. – Tahir Yahya : Oniki kadar !.. – Jean Bar : Eh… Türkiye’ye dönene kadar futbol konusunda az çok bir bilgiye sahip olabileceksiniz !..

Bu ağır röportaj Galatasaray’lı yöneticileri haklı olarak üzmüş ve sinirlendirmişti. 16 Haziran 1935 günü Tahir Yahya kefkep, Fenerbahçe maçından hemen sonra, Servette antrenörü Jean Bar’ı Fenerbahçe stadının soyunma odasında yakaladı. Ona, 14 yıl önce Cenevre’de Chermilles stadında geçen görüşmelerini hatırlattıktan sonra, sözlerini şöyle bitirdi: — Eh !.. Ümit ederim ki, İsviçre’ye dönerayak, Türk futbolu hakkında yeterince bilgi edinmişsinizdir !.. — Haklısınız!..sürprizle karşılaştık. Mükemmel, gerçekten çok mükemmel Fenerbahçe!..

19 MAYIS STADI AÇILIŞ KUPASI

Vali Nevzat Tandoğan’ın gayretiyle, İtalyan mimar Vietti Violi tarafından yapılan ve Balkanların en görkemli stadı olan, (ANKARA 19 MAYIS STADI) nın açılışı, 15-17 Aralık 1936 da 4 kulüp arasında bir turnuva ile ve büyük törenle yapıldı.

Çekilen kuraya göre, Şeker bayramının ilk gününe rastlayan 15 Aralık 1936 da, Ankara şampiyonu ANKARAGÜCÜ, İstanbul ikincisi GALATASARAY’I 2-1 yenmiş, ertesi gün İstanbul şampiyonu FENERBAHÇE’de İzmir şampiyonu ALTINORDU’yu, NACİ BASTONCU, ALİ RIZA TANSU ve NİYAZİ SEL’in golleriyle 3-1 mağlup etmiştir.

Final maçı, milli takım başantrenörü mister BOOTH hakemliğinde, Ankara ve İstanbul şampiyonları arasınrda 17 Aralıkta yapıldı.

HÜSAMETTİN – FAZIL, YAŞAR – REŞAT, ANGELİDİS, CEVAT (K) – ŞABAN, ESAT, ALİ RİZA, NACİ ve NİYAZİ den kurulu Fenerbahçe takımı, Ali Rıza’nın 11. dakika golüyle maçı 1-0 kazanmış ve tarihi Kupanın sahibi olmuştur.

Turnuva sonunda yapılan töreni, 18 Aralık 1936 günlü Cumhuriyet gazetesi şöyle nakleder;

(Fenerbahçe dünkü maçıyla Ankara’da şimdiye kadar seyredilen oyunlarından en iyi ve canlısını gösterdi. Maçtan sonra Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu ve Türk Spor Kurumu erkanı sahaya çıkarak, Turnuvanın birincisiyle ikincisine kazandıkları Kupaları hediye ettiler. Galatasaray ve Al-tınordu takımlarına da birer Kupa verildi. Bundan başka, Fenerbahçe Kulübüne 500, Ankaragücü’ne 400, Galatasaray ve Altınordu Kulüplerine de üçeryüz lira mükafat verildi.

Ankara’ya bu üç günde çok güzel bir spor yaşatan gençlerimiz, tribünleri dolduran kesif seyirci kitlesinin alkışları arasında, sahadan ayrıldılar.)

Bu maçlar Sait Çelebi tarafından bütün yurda radyodan duyuruldu. Vali Nevzat beyin kararıyla ilk gün stada giriş serbest olmuş, diğer günlerin fiyatları 5, 10 ve 25 kuruş olarak tesbit edilmiştir.

19 Mayıs Stadı Açılış Kupası maçları yurdumuzun bu tarihe kadar en kalabalık maçları oldular. Bütün Ankara halkı, hatta futbolun ne olduğunu pek bilmeyenler bile, bu büyük harekete koşmuşlar ve stadı hıncahınç doldurmuşlardır.

Fenerbahçe’nin Ankara’da en güzel oyunlarını böyle en kalabalık günlerde göstermiş olması, kendisi kadar, Türk futbolu için de yararlı oldu.

Bu sayededir ki, Fenerbahçe binlerce yeni taraftar kazanmış ve futbola da ilgi artmıştır.

İlk günün büyük özelliği, Hatay davasının aynı gün Cemiyet-i ekvam’da görüşülmekte oluşundan doğan milli ve büyük heyecandı ve açılış töreni Başvekil İnönü’nün nutku ve İstiklâl marşıyla başlamıştı.

DOSTLUK KUPASI

(BEYNELMİLEL SPOR TEMASLARI ORGANİZASYON KOMİTESİ) ismiyle bir antant kuran F.B., G.S., B.J.K. ve Güneş Kulüpleri, Kurban bayramına rastlayan 21-23 Şubat 1937 de, birinciye Kupa, diğer 3 takıma da mükâfatlı, “DOSTLUK MAÇLARI” düzenlediler.

Kura gereği, arifeye rastlayan 21 Şubatta, Taksim stadında 6 bin seyirci önünde Beşiktaş Galatasaray’ı, Güneş de Fenerbahçe’yi 1-0 yendiler.

Milli takım baş antrenörü İngiliz Booth’un yönettiği maçı Güneş’in:

CİHAT – FARUK, REŞAT – DANIŞ, RIZA, İBRAHİM – REFİ, SALAH, RASİH, REBİİ ve MELİH tertibine karşı, Fenerbahçe;

HÜSAMETTİN – YAŞAR, FAZIL – CEVAT, ANGELİDİS, REŞAT – NACİ, BÜLENT, ALİ RIZA, ŞABAN ve FİKRET ARICAN kadrosuyla oynadı ve golü D.52 de Refi attı.

Bu maç için Cumhuriyet gazetesi şöyle yazdı:

(Herkesin zevkle seyrettiği maça başlamadan önce, vefat eden Avusturya F.F.Başkanı Hugo Maizel için bir dakika sükut edildi…. 2. devre Güneş’in atlattığı tehlikeden sonra, korner atışında, 3 Fenerli arasına sıkışan Refi, orada bir şeyler yaptı ve top Fener kalesine girdi…. Fenerliler bu mevsim çıkardıkları güzel oyunlar ve kazandıkları galebeler üzerine, mağlup olmamak için bütün enerjileriyle oynamaya başladılar. Maç, Fenerbahçe’nin hakikaten ezici bir hal almış bulunan tazyiki arasında, 1-0 Güneş’in galibiyetiyle nihayete erdi.)

Güneş yöneticilerinden Ulvi Yenal da TOP dergisinde şöyle yazıyor:

(3 SENEDİR HİÇ BİR YERLİ TAKIMA YENİLMEYEN İSTANBUL VE TÜRKİYE ŞAMPİYONU FENERBAHÇE’YE 15 GÜN ÖNCEYE KADAR GOL BİLE YAPILAMIYORDU. BÖYLE İKEN, BUGÜN FENERİN KARŞISINA DİKİLEN EN TEHLİKELİ RAKİP GÜNEŞ’ti…

…. Fenerbahçe yenilgi tehlikesini sezmiş, öfke içinde son gayretini harcıyor. Oyun, gittikçe hızlanıyor, sertleşiyor, maç sonu yaklaştıkça, F.B. oyuncuları sinirleniyor. Son 20 dakikalık hakimiyete rağmen sayı yapamıyorlar.

BU GALİBİYET 3 SENEDİR HİÇ YENİLMEYEN BÎR TAKIMA KARŞI OLURSA KAZANAN TAKIMIN OYUNCULARI BİHAKKIN TAKDİRE LÂYIKTIRLAR.)

F.B.-G.S. maçı 23 Şubatta Esat’la Şevket’in attıkları gollerle 1-1 sonuçlandı. 2 takım, yarım saatlik uzatmayı oynamadan sahadan çekildiklerinden, 3., 4. belli olmadı.

Birinciyi tayin edecek maç 7 Martta Güneş’le Beşiktaş arasında 1-1 sonuçlandı. Yarım saatlik uzatma oynanmadığından, burada da birinci belirlenemedi ve Kupa 2 ye bölündü.

5 YILLIK ŞİLT

Galatasaray Kulübü Başkanı Suphi Batur’un girişimiyle, F.B.-G.S. kulüpleri arasında, Futbol ve Atletizm dallarında, 5 yılda ençok birincilik alacak Kulübe verilmek üzere, Beden Terbiyesince 2 şilt konmuştur.

Futbol Şildi’nin ilk yıl maçını 8.6.1947 de Fenerbahçe stadında HARlS’in 75. dakika golüyle G.S. kazandı.

İkinci yıl maçı, 20.6.1948 de İnönü’de, önce Reha, sonra da Naci’nin penaltı golüne karşı, F.B., Lefter’in bir golüyle cevap verdiğinden, G.S., 2-1 kazandı.

Şildin geri kalan maçları yapılmadı. Futbol şildi bu 2 maçtan sonra G.S. da, Atletizm Şildi’de, yine 2 yıl müsabakalarından sonra, F.B. de kaldı.

MATBUAT CEMİYETİ KUPASI

(İstanbul Karması) nın Ekim 1947 sonundaki Tahran seyahatine Fenerbahçe 7, Beşiktaş 5, G.S. da 4 futbolcu vermiştiler. Dönüşün gecikmesi üzerine, (Matbuat Cemiyeti) nin girişimiyle, yukar-daki 3 kulüp ve Vefa arasında, günde 3 maç yapılmak ve 2 günde bitirilmek üzere, Şeref stadında, bir devreli lig usulüyle maçlar tertiplendi. Bir takımın günde 2 maç yapması da gerektiğinden, maç süreleri 50 şer dakika olarak belirlenmiş ve Cemiyet, birinci çıkacak takım için ortaya (MATBUAT CEMİYETİ KUPASI) adı altında gümüş bir Kupa koymuştur.

İlk maç 8 Kasım 1947 Cumartesi günü F.B. ile G.S. arasında oynandı ve Halit’in 28. dakika golüyle 1-0 Fenerbahçe kazandı. Ertesi gün Fenerbahçe, Müjdat ve Bülent’in golleriyle, Vefa’yı da 2-0 yendikten 10 dakika sonra çıktığı Beşiktaş maçını da, Bülent’in 22. dakikada yaptığı sayı ile 1-0 kazanmış ve Kupayı, gol yemeden, 3 galibiyet ve 9 puanla müzesine götürmüştür.. Beşiktaş 6, Vefa 5, G.S. da 4 puan aldılar.

İZMİR FUAR KUPASI

İzmir Kulüpleri, Uluslararası Fuar günlerinde tertipledikleri 4 lü (FUAR KUPASI) na Fenerbahçe’nin katılması için direniyorlardı. Fenerbahçe’nin istediği 7 bin lirayı da hemen kabul etmişlerdi. Böylece, 3 bin lira masraflar çıktıktan sonra, kalacak 4 bin liranın, Kulübün bu tarihteki 4 bin lira borcunu karşılayacağı görüşüyle, hazırlıksız da olsa, 11 Eylül 1948 Cumartesi 9.50 uçağıyla İzmir’e giden takım, aynı gün Alsancak’ta, İzmir Demirsporu’nu Lefter (2) ve Halit’in golleriyle 3-2 yendi. Azönce, Göztepe de Altay’ı yine 3-2 yenmişti.

Ertesi 12 Eylül Pazar günü Fenerbahçe Altay’ı, Necmi ile Hasan’ın 2 şer, Ahmet’le SalahattinMn de birer golleriyle, 6-0 yenmiş ve son maçlar 14 Eylülde oynanmıştır. Altay maçında santrfor Necmi Onarıcı’nm henüz 15. saniyede attığı gol, Fenerbahçe’nin tarihte en çabuk golü olarak ilginçtir.

Son maçlarda Altay’la Demirspor 2-2 berabere kaldılar. Göztepe’de Fenerbahçe’yi 2-0 yendi. Ancak, Fuar Kupası’nı 7 puan ve 9/4 lük gol averajıyla Fenerbahçe kazanmış, yine 7 puan toplayan Göztepe 7/5 lik averajla, 2. olmuştur.. Fuar Kupasını İzmir Valisi, Kaptan Murat Alyüz’e vermiştir.

Fenerbahçe’nin bu 3 Fuar Kupası maçlarının 3 ünü de Beşiktaş Kulübünden deniz binbaşısı Sıtkı Eryar yönetti.

GAZETECİLER CEMİYETİ KUPASI

Basın Birliği, 22 Ekim 1950 de nüfus sayımı nedeniyle maçların yapılmayacağını gözöniine alıp, Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında 21 Ekim Cumartesi günü, Basın birliği adına, bir Kupa maçı yapılmasını 2 kulüpten rica etmiştir.

Gazeteciler Cemiyetinin 2 kulüple 10 ar bin lira karşılığı anlaştığı bu maç, Beşiktaş’ın: Feyzi (Mehmet) – Kâmil, Vedii – Eşref, A.İhsan, Fahrettin – Şevket, Recep, (Ahmet), Bülent, Hüseyin ve Cihat’dan kurulu kadrosuna karşı, Fenerbahçe;

Şadabi – Müjdat, Hilmi – Salah. (Samim), Kâmil, M.Ali – Zekeriya (Fikret), Erol, Bahri, Lefter ve Halit’ten kurulu takımla oynadı.

S.Garan’m hakemliğinde ve Türkiye 3. güzeli Şükran Angun’un vuruşuyla başlayan maç öncesi, 7 yaşındaki Beşiktaşlı Yusuf Sertalp F.B. kaptanı Halit Deringör’e bir dostluk Kupası armağan etti..

Çengel Hüseyin’in attığı gole, Zekeriya Bali’-nin cevap vermesiyle, 90 dakika 1-1 bitmiş, uzatmada Halit Fenerbahçe’yi 2-1 galip getiren golü atmıştır.

(GAZETECİLER CEMİYETİ KUPASI) m, Vali F.Kerim Gökay, Kaptan Halit Derinkök’e verdi.

AKIN KUPASI

Adalet Kulübü, fabrikanın reklâmı için kurduğu futbol takımının 1. lige geçebilmesini, ancak Fenerbahçe takımını renkleri altına çekmekle mümkün görmüş ve (HODRİ MEYDAN!..) deyip, 1951 yılında Sarı-Lâcivertli futbolculara el atmıştı.

İki kulüp arasında bu yüzden çetin mücadeleler geçti. Fenerbahçe’nin ağır basmasıyla, Adalet Kulübü, bir yıl oynatamadığı bu futbolcuları, ancak profesyonelliğin yürürlüğe girmesinden sonra, Fenerbahçe’den satın alıp resmi maçlarda oynatabildi.

Mücadelenin sürdüğü dönemde, AKIN gazetesi, spor yazarlarından ve futbol hakemi Sait Nil aracılığıyla, Fenerbahçe Kulübüne başvurmuş ve Adalet’Ie bir maç için “AKIN KUPASI” nı koymuştur.

Maç, Kurban bayramına rastlayan 31 Ağustos 1952 Pazar günü Fenerbahçe stadında yapıldı. F.B. nin 6-1 kazandığı ve ayrıca bir Kupa aldığı B takımları maçından sonra, Sulhi Garan’ın yönettiği A takımları maçını da Sarı-Lâcivertli takım 4-1 kazanmış ve AKIN KUPASİ Kaptan Fikret Kırcan’a verilmiştir.

Fenerbahçe’den, daha önceki yıllarda ayrılıp Adalet’e giren Halil Özyazıcı’dan başka, Erol Keskin’le Salahattin Torkal’ın yer aldığı rakibine karşı, Fenerbahçe:

SALAHADDİN – HALUK, ORHAN – MÜJDAT, KÂMİL, AKGÜN – FİKRET, FAHİR (Dİ-MİTRİOĞLU), BURHAN, M.ALİ ve ABDULLAH tertibiyle oynamış ve 4 golü, sırasıyla, Burhan, Abdullah, Fikret ve Dimitrioğlu kaydetmişlerdir.

FUAR VE TURİZM KUPASI

Başkanları “Abidin Oktay” ın girişimiyle, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Fuar ve Turizm Müdürlükleriyle müştereken, F.B., Altay ve Karşıyaka arasında (FUAR VE TURİZM KUPASI) maçlarını tertiplemiştir.

Alsancak stadında, 20/21 Aralık 1952 günlerinde yapılacak 2 maç için 19 Aralık Cuma günü Trabzon vapuruyla tarihinin 20 nci İzmir deplasmanına çıkan Fenerbahçe kafilesi, İzmirlilerin bonkör tutumlarıyla, 4 ü yönetici, 6 sı da gazeteci olarak, 30 kişiden oluşmuştur.

Fenerbahçeliler, ilk maçın yapılacağı 20 Aralık Cumartesi günü izmir rıhtımına vardıklarında görülmemiş bir coşku ile karşılandılar. Binlerce Egeli, şehir bandosu ve 11 adet buketle karşılanan takım Atatürk anıtına buket koyup Park Otel’e gitmiş ve hemen hazırlanıp, Alsancak stadına gelmiştir. Orhan Gönül hakemliğindeki Altay maçı Niyazi, M.Ali, Feridun ve Fahir’in golleriyle 4-0 kazanıldı.

Ali Barçın yönetimindeki Karşıyaka maçını da, Fenerbahçe’nin dinamik gençleri, bir gün önceki gibi, son derece güzel ve kombine oyun ve Fahir (2), Burhan ve Melih’in sayılarıyla 4-0 kazandılar.

FUAR VE TURİZM KUPASI, İzmir Belediye Başkanı Rauf Onursal tarafından Fenerbahçe’ye sunulurken, EGE EKSPRES gazetesinin Karşıyaka maçı galibine koyduğu kupa da yine Sarı-Lâcivertlilere verildi.

İki günde 18.258 lira ile İzmir spor tarihinde hasılat rekoru kıran Fenerbahçe için bu deplasman mutlu bir anı olmuş ve Ege basını günlerce Fenerbahçe’yi öven yayınlar yapmıştır.

ESKİŞEHİR ATATÜRK STADI AÇILIŞ KUPASI

Eskişehir’de yeni yapılan “ATATÜRK STADI” nın açılış kupası maçına, (KANARYALAR) ve (KÜÇÜK ŞEYTANLAR) adlarıyla ün yapıp büyük sevgi toplayan İstanbul’un namağlup şampiyonu Fenerbahçe davet edildi.

Eskişehir için ikisi de rekor olan, 10 bini aşkın seyirci ve 6 bin lira hasıtlı maç, 6 Eylül 1953 Pazar günü, Eskişehir Demirspor’la yapıldı.

Salahattin – Nedim, Müjdat – Naci, Melih, Basri – Erdoğan, Burhan, Feridun, Fahir ve Niyazi tertibindeki Fenerbahçe takımı, Basri’nin, milli kalecilerden Abdulkadir’e 35 metreden attığı golle, maçı 1-0 kazandı.

Henüz bölgecilikle aşılanmamış ve genellikle Fenerbahçe sempatizanı olan Eskişehir seyircisi, kupayı Vali Arif Özgen’den alan ve şehirlerinde ilk kez maç yapan San-Lâcivertli takımı, coşku ile uzun uzun alkışlamıştır.

19 MAYIS STADI TEVSİAN AÇILIŞ KUPASI

Yirmibin kişilik Ankara 19 MAYIS Stadı 1956/57 de 2 milyon lira harcanarak, Kırkbin kişi alacak şekilde büyütüldü.

B.T.G.M. lüğü, stadın yeni şekliyle açılışının, Ankara’nın Başkent oluşunun 34. yıldönümü olan 13 Ekim 1957 Pazar günü yapılmasını ve organize edilecek, “TEVSİAN AÇILIŞ KUPASI” maçının da ANKARAGÜCÜ ile, 1936 daki ilk AÇILIŞ KUPASI şampiyonu ve halen de İstanbul Profesyonel Lig Birincisi FENERBAHÇE arasında oynanmasını kararlaştırdı.

Ankara, Başkent oluşunun 34. yıldönümünü 13 Ekimde büyük şenliklerle kutlarken, 19 Mayıs stadı da büyütülmüş olmanın ihtişamı içinde çalkalanıyor, bando marşlar çalarken, seyirciler de türlü gösterilerde bulunuyorlardı. Seçim gezisinden dönen Cumhurbaşkanı Celâl Bayar da statta idi.

Artık, abartmalı değil, gerçekten 40 bin seyirci önünde ve Faik Gökay’ın yönettiği maçta topa ilk vuruşu Ankara Valisi Kemal Aygün yaptı.

Tarihsel maç; ŞÜKRÜ ERSOY – NEDİM GÜNAR, BASRİ DİRİMLİLİ – AVNİ KALKAVAN, NACİ ERDEM (K), NECDET ÇORUH – TURAN BAYRAKTUTAN, LEFTER KÜÇÜK. – ŞEREF HAS, CAN BURTU ve NİYAZİ TAMAKAN’dan kurulu Fenerbahçe takımının, 10 ve 72. dakikalarda Turan, 89. dakikada da Niyazi’nin attığı gollerle, 3-0 galibiyetiyle sonuçlanmış ve stadın bu ikinci açılış kupasını da, 17 Aralık 1936 daki birincisi gibi, yine İstanbul’un Sarı-Lâcivertli takımı kazanıp, değerli kupa Kaptan Naci Erdem’e, sürekli alkışlar arasında ve törenle verilmiştir.

BAŞVEKİL KUPASI

“Mülkiyeliler Birliği” adına, basketçi Yılmaz Gündüz tarafından organize edilen, “BAŞVEKİL KUPASI” maçı, 30 Mart 1958 Pazar günü Ankara’da Ankaragücü sahasında Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynandı.

Turgay – Ergun, Ali – Coşkun, Saim, Candemir – İsfendiyar, Suat, Metin, Kadri ve Ahmet (Selim) den kurulu Galatasaray’a karşı, Fenerbahçe:

Şükrü – Nedim, Basri – Orhan (Avni), Naci Ak-gün – Şeref, Turan, Şirzat, Lefter, Niyazi tertibinde idi.

Avusturya’lı Fritz Grill idaresindeki maçta, Şirzat Dağcı’nın d.28 de yaptığı gole Metin Oktay d.80 de karşılık vermiş ve 12.030 biletlinin 137.080 lira ödeyerek izlediği müsabaka, canlı Fenerbahçe’nin üstün oyununa karşın, 1-1 sonuçlanmıştır.

Bu maç ezeli rakiplerin İstanbul dışında ilk karşılaşmalarıdır ve 25 er bin lira almışlardır. Sahaya çıkılırken G.S. lılar tribünlere çiçek, F.B. liler de kutularla şeker attılar.

Maç sonrası Başvekil Adnan Menderes, (BAŞVEKİL KUPASI) nı iki taraf Kaptanlarına sunmuş, ancak futbolcular 2 ye bölünmesi kararını almışlardır.

BURSA FELAKETZEDELERİNE YARDIM KUPASI

Ağustos 1958 deki büyük yangın, başta tarihi kapalı çarşı olarak, Bursa’da binin üstünde bina yakıp pekçok yurttaş yardıma muhtaç kalınca, Bursa Valiliği Fenerbahçe Kulübüne başvurup bir yardım maçı rica etti.

Bu isteği memnunlukla kabul edip, 12. kez Bursaya giden Fenerbahçe, 21 Eylül 1958 Pazar günü, çok büyük kalabalık önünde, Bursa şampiyonu ACAR İDMANYURDU ile, Abdi Parlakay’ın idaresinde karşılaşmış ve 8-0 kazanmıştır.

ÖZCAN ARKOÇ – SARACETTİN KIRKLAR, BASRİ – AVNİ, NACİ, AKGÜN (OSMAN GÖKTAN) – MUSTAFA GÜVEN (YÜKSEL GÜNDÜZ), CAN, ŞEREF (HÜSEYİN YAZICI), LEFTER ve ERGUN ÖZTUNA’dan kurulu Fenerbahçe’nin 3 er golünü Şerefle Lefter, 2 golünü de Can yaptı.

Bursa için rekor olan 52 bin lira gibi, büyük gelir sağlanan maçtan sonra, “YARDIM KUPASI”, Atatürk stadını dolduran kalabalığın, Fenerbahçe lehinde coşkun gösterileri arasında, Bursa Valisi tarafından kaptan Naci Erdem’e sunuldu.

DİLAVER ARGUN KUPASI

Ankara Bölge Başkanlığı, F.B., Beşiktaş, Ankara şampiyonu Demirspor ve ikincisi Gençler-birliği arasında, gaulibine Vali’nin adına konan, (DİLAVER ARGUN KUPASI) verilmek üzere, 2 ve 3 Mayıs 1959 günlerinde bir futbol turnuvası tertiplemiştir.

Bu maksatla 52. kez Başkente giden Fenerbahçe takımı, 2 Mayısta Demirsporu, Mustafa (2), Yüksel, Can ve Şerefin sayılarıyla 5-1 yendi. Cezmi Başar’ın yönettiği bu maçın ilginç yönü, Demirspor sağaçığı Vedat Özdemir’in henüz 25. saniyede attığı golün tarihte Fenerbahçe kalesine yapılan en çabuk gol olmasıdır.

Fenerbahçe ertesi gün Beşiktaş’lakarşılaştı. Bu maç 2 İstanbul Kulübünün 1944 deki ilk karşılaşmalarından 15 yıl sonra, Ankara’da 2. maçları idi. 31.054 biletli seyircinin 120.845 lira ödeyerek izlediği bu maçı, Fenerbahçe;

ÖZCAN – OSMAN, NEDİM (NECDET) – AVNİ, NACİ (K), NİYAZİ – MUSTAFA (ŞEREF), CAN, YÜKSEL, LEFTER ve ERGUN kadrosuyla oynamış ve Yüksel’in 84. dakika golüyle karşılaşmayı 1-0 kazanıp turnuvanın şampiyonu olmuştur.

“DİLAVER ARGUN KUPASI”, 40 bine yakın Ankaralının alkışları arasında, Vali Dilaver Argun tarafından Fenerbahçe takım kaptanı Naci’ye verildi.

ADANA TURNUVA KUPASI

İstanbul ve Ankara’da Hükümet ve rejim aleyhtarı gösteriler yüzünden uygulanan sıkıyönetim, maçları yasakladığından, 21-22 Mayıs 1960 da, Adana’da Fenerbahçe, Beşiktaş, Mersin İdmanyurdu ve Adana Demirspor kulüpleri arasında “ADANA TURNUVA KUPASI” maçları düzenlendi.

Bu nedenle, 6. kez Adana’ya giden Fenerbahçe 21 Mayısta Mersini Yüksel ve Lefter’in golleriyle 2-0 yenmiş, ertesi gün Beşiktaş’ı da, Şerefin golleriyle, yine 2-0 mağlup edip Kupayı kazanmıştır.

Bu Beşiktaş karşılaşması iki kulübün Adana’da ilk, İstanbul dışında da 3. maçlarıdır. Ali Timur hakemliğinde Beşiktaşı Adana’da 2-0 yenen kadro şudur:

ŞÜKRÜ (TURGUT YELMEN) – OSMAN, BASRİ – ŞEREF (GÜRCAN BERK), AVNİ, NECDET (LEVENT DİNÇCAN) – MUSTAFA, NACİ (K), YÜKSEL (GÜVEN ÖNÜT-ŞEREF), LEFTER ve NİYAZİ.

(ADANA TURNUVASI) Güney illerinde büyük ilgi uyandırmış, seyirci ve hasılat rekorları kırılmıştır.

Necmi Tanyolaç, 22 Mayıs 1960 günlü “MİLLİYET” de F.B. nin Adana’daki Beşiktaş maçı için, şu ilginç yorumu yapmıştır:

(FENERBAHÇE SAHAYI ADETA İŞGAL ETMİŞ, ŞAMPİYON RAKİBİNE FUTBOL OYNAYABİLECEK EN UFAK BİR KÖŞE BIRAKMAMIŞTI. FUTBOLUN, AMA MODERN FUTBOLUN ZAFERİ İDİ 2-0 LIK NETİCE., ve, F.B. Yİ HAYATI BOYUNCA RESİMLERİNDEN TANIMAYA ÇALIŞMIŞ ONBİNLERCE GÜNEY ANADOLU GENCİ, HAKLI OLARAK, ŞU SUALİ SORUYORDU:

BU MU 10 FUTBOLCUSU SATIŞA ÇIKARILACAK FENERBAHÇE?.. BU MU FUTBOL OYNAMAYAN FENERBAHÇE?..”

Futbolu sevmeye başladıktan sonra, Fenerbahçe’yi resimlerinden tanımaya çalışan bu binlerce sporsever gerçekten haklı idi. Zira, Fenerbahçe karşısında milli lig şampiyonu, her an biraz daha çözülüyor, dağılıyor, çöküyor ve sahadan kayboluyordu. Şüphesiz ki bunun sebebi Fenerbahçe’nin oynadığı futboldaydı.

Beşiktaş Fenerbahçe karşısında oyununu kuramamış, neticeyi ve Fenerbahçe’nin futbolunu değiştirememiştir. Güney Anadolu gençleri bu sebeple, daha bir kaç gün önce M.lig 2. liği tehlikeye giren Sarı-Lâcivertli takımı doyasıya seyrettiler, alkışladılar ve takdir ettiler.

Bu futbol, sadece bir Türk takımının değil, mesela bir İspanyol, bir İngiliz, bir Macar takımının da yabancı müşahitlere parmak ısırtan futbollerinden biri idi…)

CEMAL GÜRSEL KUPASI

27 Mayıs 1960 ihtilâli havasının sürdüğü Haziran ortalarında, Milli Türk Talebe Birliğinin başvurusu üzerine, Futbol Federasyonu, Türkiye ligine dahil bulunan Beşiktaş, Beykoz, F.B., Feriköy, G.S., Istanbulspor, Karagümrük, Kasımpaşa ve Vefa ile, Zonguldak, Kocaeli ve sakarya karmaları olarak, 12 takım arasında, Devlet ve Hükümet Başkanı adına, (ORGENERAL CEMAL GÜRSEL KUPASI) maçlarını düzenledi.

Beyaz, Kırmızı, Sarı adlarında 3 Küme olarak, 18-29 Haziran 1960 da İnönü stadında yapılan maçlarda F.B., G.S. ve Beşiktaş Küme birincileri olup finale kaldılar. F.B., Küme birinciliğini Sakarya’yı 5-2, Vefa’yı 4-0, İstanbulsporu’da 8-2 yenerek kazandı.

Fenerbahçe, 2 ezeli rakibiyle tek devreli lig usulünce yapacağı maçların ilkini, Faruk Talu yönetiminde, 1 Temmuz 1960 Cuma günü İnönü stadında Beşiktaş’la oynadı. VAROL (CAVİT) -BAHATTİN, MÜNİR (SABRİ) – TUNCAY, SABAHATTİN, MUSTAFA – ARİF, DOĞAN, GÜVEN, BİROL, SELİM (AHMET ÖZACAR) dan kurulu rakibine karşı, Fenerbahçe:

ŞÜKRÜ (ÖZCAN) – OSMAN, BASRİ (NEDİM) – ŞEREF, AVNİ, KADRİ AYTAÇ – MUSTAFA, NACİ (K), CAN, LEFTER, ERGUN (YÜKSEL) tertibiyle, Önce 2-0 yenik duruma düşmesine karşın, 45. dakikada Lefter ve Naci’nin peşpeşe sayılarıyla, ilk devreyi 2-2 bitirdi.

İlk devrenin son dakikasında atılan ve ikincisinden sonra santra bile yapılmayan bu 2 golün heyecan havası bütün ikinci devre sürdü ve Fenerbahçe, 51, 55, 68 ve 79. dakikalarda, Kadri, Yüksel, Can ve Lefter’in golleriyle maçı 6-2 kazandı.

Bu ilginç maçın 2. devresini KAHRAMAN BAPÇUM, “MİLLİYET” de, (KORKUNÇ NETİCE…) başlığı altında, şöyle yazmıştır:

(… İKİNCİ DEVRE 45 DAKİKALIK BİR GÖSTERİ OLDU. BU DEVRE YEKPARE BİR “HADİSE” İDİ. FENERBAHÇELİLER SAHAYA YAYILMIŞLAR, RAKİP VE SEYİRCİYİ ÇİLEDEN ÇIKARTAN BİR FUTBOL GÖSTERİSİNE BAŞLAMIŞLARDI… BU, FANTAZİ İDİ. AMA, TAKIM İSTEDİĞİ AN GOL ATABİLİYORDU…. İŞTE, GOL ADEDİ 6 YA ÇIKMIŞTI VE FENERBAHÇE SAHADA GÖSTERİ YAPIYORDU. BİR TARAFTAN GOL ATIYOR, BİR TARAFTAN DA MEŞİN BİR YUVARLAĞA AYAKLA NASIL TAHAKKÜM EDİLİR, GÖSTERİYORDU… EN AZ 10 DEFA GOLLÜK POZİSYONA GİRDİLER. HER AN YENİ BİR GOL ATABİLİRLERDİ… GİRMEYEN POZİSYONLAR, YAZIK Kİ GÖRMEYENLERE ANLATILAMAYACAK KADAR DEĞİŞİK VE GÜZELDİ…..)

Galatasaray menejeri Gündüz Kılıç’da, “HÜRRİYET” de (HARLEM GİBİ…) başlıklı yazısında, F.B. nin oyununu şöyle övüyordu:

(… F.B. Lİ FUTBOLCULARIN ŞAHANE KOMBİNEZONLARI, FEVKALADE HAREKETLERİ KARŞISINDA BEŞİKTAŞ KAYBOLUP GİDİYORDU. GÜZEL HAREKETLER, ARTİSTİK PASLAŞMALAR, NEFİS ŞUTLAR ARALIKSIZ DEVAM EDİYOR VE BEŞİKTA-ŞIN KARŞI KOYMA GÜCÜNÜ KÖKÜNDEN YOK EDİYORDU.

BU ARADA GOLLER DE SIRALANIYORDU. HELE SON DAKİKALARDA, SAHADA ADETA BASKETBOL CAMBAZLARI HARLEM’İN RAKİPLE, KEDİ FARE İLE OYNAR GİBİ TARZINDA BİR FUTBOL NUMUNESİ SEYREDİYORDUK. FENERBAHÇE, ÇOKTANBERİ ÖZLEDİĞİMİZ HARİKA BİR FUTBOLLE BİZLERİ GIRTLAĞIMIZA KADAR DOYURDU..)

NEZİH DEMİRKENT, “YENİ SABAH” da, (FUTBOL TARİHİMİZE GEÇECEK BİR NETİCE.) başlığı altında, Türk futbolunun öncüsü FENERBAHÇE’nin, sonraları çok aranacak, bu mutlu aşama dönemini ne güzel değerlendiriyor:

(… FENERBAHÇE TARAFTARLARI, ŞAHANE BİR OYUN ÇIKARAN TAKIMLARDAN ALTINCI GOLÜ İSTİYORLAR. 11 SARI-LÂCİVERTLİ, MİLLİ LİG ŞAMPİYONU BEŞİKTAŞ’I ADETA EZÎYOR. SAĞDAN SOLA, SONRA İLERİYE AKTARILAN TOPLAR, FÜZE GİBİ ÇEKİLEN ŞUTLARLA AĞLARI YIRTARC ASINA KALELERE GİRİYOR.

SARI-LÂCİVERTLİLER YENİ BÎR ALTIN DEVRİ AÇIYORLAR. FENERBAHÇE ŞİMDİ YENİLMESİ GÜÇ BİR EKİPTİR. HATTA, YENİLMESİ GAYRIMÜMKÜN BİR TAKIMDIR, DİYEBİLİRİZ. ZİRA, ARTIK SAHADA SADECE VURAN, KOŞAN 11 İNSAN YOK. BU İNSANLARIN DÜŞÜNEN KAFALARI DA VAR.

DÜNKÜ MAÇ BÜYÜK MAÇTI.. GÖRENLER GÖRMEYENLERE SENELER BOYU ANLATACAK, ANLATACAK VE ANLATMAYA DOYMAYACAKLARDIR. NEYDİ O TAKIM?… FENERBAHÇE BU FORMU, BU SÜRATİ VE HELE BU OYUNCULARIYLA, HİÇ ŞÜPHESİZ, BÜYÜK TAKIMDI VE OYNADIĞI FUTBOLLE DE BUNU İSBAT ETTİ.

DÜN SAHADA SEYRİNE DOYUM OLMAYAN BİR FENERBAHÇE VARDI. İKİNCİ DEVRE BİR DEV TAKIM SEYRİNE BAŞLADIK. PAS VERİYOR TOP VERMİYORDU. ŞUT ATIYOR, GOL DE ATIYORDU. BAŞKA NE ARANIRDI BİR KOMPLE TAKIM DA?…)

FENERBAHÇE-GALATASARAY FİNAL MAÇI:

CEMAL GÜRSEL KUPASI’nın sahibini tayin edecek maç, 3 Temmuz 1960 Pazar günü, ezeli rakipler arasında yapılıyordu. İnönü stadı en kalabalık gününü yaşamaktaydı. Aslı tunçtan yapılmış, (BİR ÜNİVERSİTELİ, BİR ASKER VE ORGENERAL C.GÜRSEL) kompozisyonu olan, 80 kg. ağırlığındaki maket Şeref tribünü önünde duruyor, Mehter marşlar çalıyor, herkes Gürsel’i bekliyordu.

Bir ara çok şiddetli fırtana ile beraber yağmur yağdı ve Devlet Başkanı ŞALE Köşkünden gelip, 17.25 de Şeref tribününden radyo ile kısa bir konuşma yaptı. İstiklâl marşı da çalınıp söylendikten sonra Sulhi Garan’ın idaresindeki maça, Galatasaray’ın:

TURGAY -CANDEMİR, AHMET BERMAN – SUAT, ERGUN, MUSTAFA – SALİM, CENAP, METİN, AYHAN ve K.AHMET’den kurulu kadrosuna karşı, Fenerbahçe 2 gün önce Beşiktaş’a çıkan kadro gibi, yine hepsi de milli:

ÖZCAN – OSMAN, NEDİM, ŞEREF, AVNİ, KADRİ – MUSTAFA (YÜKSEL), NACİ (K), CAN, LEFTER ve HİLMİ KİREMİTÇİ tertibiyle oynadı.

Karşılaşma son yılların en çetin ve oldukça da olaylı F.B.-G.S. maçı oldu. Sarı-Lâcivertli takım, Lefter’in 46. dakikada, sıra ile Suat, Candemir ve Ergun’u nefis çalımlarla geçip, Turgay’ın kapadığı köşeyi bulan çok sert şutuyla, 1-0 galip geldi.

Golün atılışı sırasında sahayı terk etmekte olan Mehter takımı da, kalabalığın coşkun heyecanına katılıp temposunu yükseltmiş ve bu nedenle Sulhi Garan’da golden sonra, Mehter takımı deniz tarafındaki ana kapıdan çıkıncaya kadar, maçı 3-4 dakika durdurmak zorunda kalmıştır.

Tarihi maç bitince, Cemal Gürsel tekrar mikrofonu alıp, Şeref tribünü önüne gelen Fenerbahçelilere:

(— Sporcu evlatlarım, bu mühim karşılaşmada canınızı dişinize takıp mücadele ettiniz ve galip geldiniz. Hepinizi tebrik ederim!..) demiş ve 120 santim boy ve 80 kilo ağırlığıyla Türkiye’nin en büyük ve görkemli mükafatı olan maket Fenerbahçe’ye verilmiştir.

Tekrar çalınan ve 30 bini aşkın seyircinin söylediği yeri gökü inleten İstiklâl marşından sonra, Sarı-Lâcivertliler binlerce meşale ile aydınlanan İnönü stadında coşkun alkış ve gösteriler arasında Şeref turu yaptılar.

Yarım saat geçmiş geçmemişti. Fenerbahçeli futbolcular giyinmiş, stadtan çıkıyorlardı… Dol-mabahçe meydanında bekleyen binlerce sevenleri, muzaffer çocukları eller üstüne aldılar ve Kabataş iskelesindeki vapurlarına kadar onları taşıdılar.

Fenerbahçe takımı Cemal Gürsel Kupası’nı kazanırken yaptığı 5 maçı da galip bitirmiş ve 6 ya karşı da 24 gol atmıştır.

ATATÜRK KUPASI

Futbol Federasyonu, Atatürk adına 4 kez kupa organizasyonu düzenledi. 1955 yılında ilki düzenlenen Atatürk Kupası turnuva usülü yapıldı. Dönemin güçlü takımları Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Adalet ve Vefa bu turnuvaya katıldı. Turnuvada Fenerbahçe ikinci olurken birinci Adalet ilk Atatürk Kupası’nın sahibi oldu. (Adalet takımı kapandığı için bu kupa şu anda Adalet Fabrikasının şeref bölümünde bulunmaktadır.)

İkinci Atatürk kupasını Fenerbahçe 9 Eylül 1963’te Beşiktaş’ı ve Temmuz 1964’te de Galatasaray’ı aynı sonuçla 3-1 yenerek kazandı. 34 yıl aradan sonra tekrar 10 Kasım 1998 tarihinde Atatürk’ün ölümünün 60. yılında üçüncü kez düzenlenen en büyük kupa Atatürk kupasını da yine Fenerbahçe, Beşiktaş’ı 2-0 yenerek müzesine götürdü. 1 Kasım 2000’deki son kupayı ise 2-1’lik Galatasaray galibiyetiyle Beşiktaş elde etmiştir.

Şampiyonlar :

1955 Adalet

1957 Fenerbahçe

1963-1964 Fenerbahçe

1998 Beşiktaş

Fenerbahçe ve Beşiktaş Genel Sekreterleri Rüştü Dağlaroğlu ve ŞekipOkçuoğlu ile G.S. dan Nejat Erimtan ve Parti’den Şahingürol’dan oluşan Organizasyon Komitesi, bu maçlara “ATATÜRK KUPASI” adını vermiş, ancak, 5 yıl süreli olması isteğini F.B. kabul etmemiştir.C.H.P. nin, 40. kuruluş yıldönümü olan 9 Eylül 1963 de bir F.B.-G.S. maçı yapılması isteği, B.T.G.M. Fikret Altınel’in, (BU YIL TEMEL ATILMASI İMKÂNSIZDIR!..), sözüyle, ihmal edileceği anlaşılan FENERBAHÇE STADI İNŞAATI nın başlamasına yardımcı olunacağı vaad ve şartı üzerine kabul olundu. Parti Genel Sekreteri Dr. Kemal Satır bu konuda söz verirken, G.S. Kulübü’nün bir isteğini de dile getirmiş ve o sıralarda F.B. ile arası açık olan Beşiktaş da kombinezona alınmıştır.

Bir devreli lig usulüyle yapılacak maçların galibine, Atatürk’ün Kocatepe’den 26 Ağustos 1922 büyük taarruzunu canlandıran heykeli bulunan 70 santim boyda çok görkemli bir gümüş kupa sunulacaktı.

Kur’a gereği ilk maç, 9 Eylül 1963 gecesi F.B.Beşiktaş arasında idi. Beşiktaş’ın geçen mevsim Fenerbahçe kalecisi Özcan Arkoç’u transfer etmesine karşılık olarak, bu yıl da Sarı-Lâcivertlilerin Beşiktaş kaptanı Birol Peker’le santr forları Şenol Birol’u transfer etmeleri iki kulüp arasında gergin bir hava yaratmıştı. İki eski Beşiktaşlı, işte bu hava içinde ilk kez eski kulüplerine karşı Fenerbahçe forması altında oynayacaklardı. Bu nedenle maça ilgi çok büyük oldu. O kadar ki, Basın, 9 Eylül günü, (bu maçta olaylar çıkacağı), hatta, bunların (merakla beklendiği) ni yazmıştır.

İnönü stadında 38.197 biletli ve 244.320 lira ile rekorlar kırılan maçı:

NECMİ (ÖZCAN) – ERKAN, FEHMİ – YÜKSEL, SABAHATTİN, KAYA (K) – AHMET, SUAT, GÜVEN, SANLI ve RAHMİ tertibindeki Beşiktaşa karşı, Rivyera Otelinde 3 gece kamp yapan Fenerbahçe:

HAZIM – ATİLLA, ÖZCAN – ALİ İHSAN, ÖZER, ŞEREF (K) – LEFTER, NEDİM, ŞENOL, BİROL, AYDIN (SELİM) kadrosuyla oynadı.

Faruk Talu’nun yönettiği ve bir bölümü Beşiktaş taraftarının görülmemiş hakaret yağmuru altında geçen maçın 13. dakikasında, Birol, mütecaviz seyirciye 20 metreden şahane golle cevap vermiş, bu sayıya d.20 de Güven karşılık vermiştir. Şenol’un 56. dakikada hakaret yağmurunu sona erdiren galibiyet golünü 3 dakika sonra da Selim perçinledi ve tarihi maç F.B. nin 3-1 galibiyeti ve stadı aydınlatan meşaleli coşku içinde sona erdi.

Galatasarayın 2 Ekimde Beşiktaşı3-0 yenmesi, ATATÜRK KUPASI’nın kaderini F.B.-G.S. maçına bağlı kıldı. Beraberlik G.S. a yetecekti.

Bu maçın 20 Kasım 1963 e kadar oynanması protokol gereği iken, Fenerbahçe’nin bütün başvuruları G.S. kulübünce birer mazeretle karşılanmış ve sezon sonuna gelinmiştir.

Fenerbahçe, 21 Haziranda mevsimi kapadı. G.S. ise, 28 Haziranda Altay’la yapacağı, ancak Altay’ın saha ve gün anlaşmazlığından, oynamadığı 1963-64 Federasyon Kupası final maçı için Yeniköy’de kampta idi.

Bu durumda; Galatasaraylıların, 26 Haziranda kendisine:

— (Şu Kupa finalini 2 Temmuzda oynatalım artık!..), demelerini kabul ettiğini 27 Haziranda yönetim kuruluna bildirince, yöneticilerin telaşlandıklarını gören çok sportmen ve dürüst Başkan ismet Uluğ’un:

(— Size sormadan kabul etmekle demek hata ettim. O halde, ben istifa edeyim, siz de kararı tanımayın!..) demesini de, elbetteki, yönetim kurulu kabul etmezdi ve etmedi.

29 Haziranda plajlardan toplanabilen futbolcular bir çalışma yaptılar ve 2 Temmuz 1964 Pazar gecesi tıklım tıklım dolu İnönü stadında:

TURGAY (K) – CANDEMİR, AHMET -MUSTAFA, ERGUN, DOĞAN (EROL) – YILMAZ, AYHAN, TALAT, METİN ve UĞUR dan kurulu ful kadrolu ve çiçeği burnunda Federasyon Kupası şampiyonu Galatasaray’a karşı, Türkiye Ligi şampiyonu Fenerbahçe:

ALİ – K.İSMAİL ALEMDAROĞLU, ÖZCAN (ATİLLA) – ŞEREF (K), OSMAN, A.İHSAN -YÜKSEL, HÜSEYİN, OGÜN, BİROL ve AYDIN şeklinde bir takımla çıkabildi.

Rumen Mihailescu’nun yönettiği maçta, dağınık Fenerbahçe’ye karşı baskı kuran G.S., hak ettiği gole d.38 de Metin Oktay’ın ayağıyla ulaştı. Artık gol kapısı açıldı sanılıyordu.

İki devre arasında Fenerbahçe soyunma odasını tam bir perişanlık havası kaplamıştı. Futbolcular fena halde sızlanıyor;

(— Sezon kapandıktan sonra bu maç alınırmıydı!.. 3-4 atacaklar, rezil olacağız!..), diye dövünüyorlardı.

Odaya tribünden tek bir idareci gelmişti. Yakınmalar ona idi. Bu yıkık morali düzeltme çabasına girişildi. Birkaç kamçılayıcı cümleden sonra, biraz gayret ve akıllıca oyunla maçı kazanacakları, hem de 3-1 kazanacakları söylendi. Sayılar j tekrarlanarak ve, ÜÇ… BİR, diye bağrılarak!…

Futbolcular 2. devreye çıkmışlar, ama yönetici odadan çıkamamıştı. Bir süre sonra, GOOOOL…. feryatlanyla kendine gelip pencere başındaki sıradan ayağa kalkınca, kendini masaj masasına zor atabildi. Malzemeci başına buzlar koyarken, sahaya da; doktor…. doktor…. diye haykırıyordu.

Maç sonrası, revirde tedavi görmekte olan yöneticinin başına koşanlardan, kaptan Şeref, kulağına eğilip:

— İkinci devreye çıkarken sen fenalık geçiriyordun. Az sonra,

— Doktor!., doktor!., bağrışmalarını duyunca, seni kaybettik, sandık. Ben, bu stadın eşini görmediği o 3. golü 30 metreden, seni kaybettik!., diye attım!., diyor, yöneticinin boynuna sarılıyordu.

İlk 2 golü atan Ogün de:

— Bize moral verirken, Kupayı kazanın Atatürk’ün de ruhu şad olacak!., diyordun. Bir bu sözün, bir de beni Karşıyaka’dan, kırık ayağımla, ne mücadelelerle Fenerbahçe’ye aldığını hatırlayışım, sonra da kriz geçirişin bana çok dokundu. Yoksa o golleri atamazdım!., diyordu…

Bu tarihi maç için Namık Sevik’in “MİLLİYET” deki yazısından:

(……OGÜN’ÜN ZAFER GOLLERİNİ GÖRÜNCEYE KADAR, FENERBAHÇE EN ÜMİTSİZ GÜNÜNÜ YAŞIYORDU. Galatasaray ilk devreyi fevkalade başarılı oyundan sonra, 1-0 galip bitirmişti. Devre arasında bütün stat, “Bu iş 4 e gider!…” diyordu.

Fenerbahçe’nin PLAJDAN TOPLANAN takımını istim üzerindeki G.S. ın karşısına çıkaranlara kızıyordu herkes… Kızanlar haklıydılar. Sarı-Lâcivertli futbolcuların önüne bir meşin TOP değil, sıcak havada serinlemeleri için birer YELPAZE vermek gerekiyordu. Zira, bu 45 dakikalık DÖKÜLÜŞÜ başka türlü izah etmek mümkün değildi.

……Tribünlerin PLAJ TAKIMI dediği Fenerbahçe, Ogün’ün 54. dakikadaki golünden sonra bir granit gibi sahada heykelleşmişti. AAAAA…..

Herkes, “NE OLDU BU TAKIMA?…” diyordu. Sessiz tribünler coşmuştu……65. dakika…

Gerilerden uzanan bir pası kapıp, yıldırım hızıyla daldı Ogün… Turgay’ı üzerine çekti, sola kayıp topu boş kaleye plaseledi. Bir tarraka koptu sahada. Tezahürat değil, bir GÖKGÜRÜLTÜSÜ idi bu, 2.GOL…. HAYRET, HAYRET… HAYRET…….Bütün bu güzellikleri takım kaptanının ŞAHESER GOLÜ adeta bir şiiri bağlarcasına neticelendirdi:

Dakikalar 83. ü gösteriyordu. O anda olmayacak bir şeyi yaptı ŞEREF: AMAN YA RABBİ O NE ŞUTTU!… Top bir flaşın çakışı kadar ani olarak, direklere vurmuş ve filelere takılıvermişti. Stat yerinden oynuyor, Turgay ise, çaresizlik içinde, düştüğü yerden ağır ağır kalkıyordu… Üzülmemeliydi Turgay.. Bu golü Avrupa’da da kurtaracak kaleci yoktu.

Fenerbahçe 3-1 galip ve ATATÜRK KUPASI’nı kazanmıştı. Evet, beklenmeyen şey olmuş, “PLAJ TAKIMI”, “KAMP TAKIMI” nı 2. devredeki ağır darbeleriyle yenmişti.)

Tarihi maçtan sonra maddi değeri çok yüksek, manevi değeri ise paha biçilmez olan, muhteşem “ATATÜRK KUPASI” nı, Başbakan yardımcısı Dr.Kemal Satır, Fenerbahçe Takım Kaptanı ŞEREF HAS’a vermiş ve Şeref turu, stadı aydınlatan binlerce meşale arasında ve coşkunluk içinde atılmıştır.

İLK KURŞUN KUPASI

Bizans İmparatorluğunu yeniden kurma hayali peşindeki Yunanistan’ın, bu şaşmaz idealine tek başına ulaşamayacağının kavramı içinde, 19. yüz-yıldanberi her giriştiği tecrübede sırtını dönemin enbüyük ülkesine dayamayı huy edindiğini bütün dünya bilir… 1919 da da, Batı Anadolu’yu istila için, zamanın en güçlü ülkesi İngiltere’ye dayanıp, 15 Mayısta İzmir’e asker çıkarınca, Hükümet Konağıyla kışlayı işgale yürüyen öncü Efzun birliği, ilk kez Konak mevkiinde, silahlı hücumla darmadağın edilmiş, ancak, çoğu Girit göçmenlerinden olan bu yurtseverlerin hepsi arkadan gelen birliklerce süngülenmişlerdi.

Bu kahraman ve çoğu adsız şehitler arasında, kimliği belirlenen ve asıl adı Osman Nevres olan, genç gazeteci HASAN TAHSİN adına dikilecek, (İLK KURŞUN ANITI) için, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, geliri anıta harcanmak üzere, 21 Ocak 1973 de, ezeli rakipler arasında bir futbol maçı düzenledi. Kazanan takım anıtın maketiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığınca konan 10 bin lira (yaklaşık 700 Dolar) değerindeki Kupayı alacaktı.

Başta Bakan olarak, bütün spor teşkilâtı ileri gelenleriyle, 50 bini aşkın Egeli’nin izlediği maçtan, 798.860 lira (57 bin Dolar) gibi, rekor gelir sağlandı.

Muzaffer Sarvan yönetimindeki bu ezeli rakipler maçında:

NİHAT (YASİN) – EKREM, MUZAFFER, TARIK, AYDIN – BÜLENT, OLCAY (MEHMET OĞUZ), AHMET – METİN, GÖKMEN ve MEHMET ÖZGÜL tertibindeki Galatasaray’a karşı, Fenerbahçe:

DATCU – TİMUÇİN, YILMAZ, CEVHER, LEVENT – ERSOY, CANAN, FUAT – CEMİL, NEDİM ve MUHARREM kadrosuyla oynadı. Maçı, ”HÜRRİYET” gazetesinde Ertuğrul Kale şöyle naklediyor:

(İzmir – ATATÜRK STADINDA DÜN FUTBOL ŞÖLENİ VARDI. ŞEHİT GAZETECİ HASAN TAHSİN ADINA TERTİPLENEN MAÇTA, İZMİR’DE İLK KEZ KARŞI KARŞIYA GELEN F.B. İLE G.S., 90 DAKİKALIK FUTBOLLERİYLE SEYİRCİYİ FAZLASIYLA TATMİN ETTİLER. ŞÖLEN SONUNDA GENÇLİK VE SPOR BAKANI ADNAN KA-RAKÜÇÜK’TEN KUPAYI ALAN, EZELİ RAKİBİNİ 2-1 YENEN FENERBAHÇE OLDU..

Daha 3. dakakada, dalan Canan’ı Muzaffer yere indirince Fuat’ın atışı, Nihat sağa giderken, topun yönü tamemen aksi idi. Ama, maçın süratine ayak uyduran G.S. ın kolay boyun eğmeyeceği anlaşılıyordu. 13. dakikada Levent’in başından seken top 6 pastaki Gökmen’in Önüne düşünce durum 1-1 oldu… F.B. ağır basıyordu artık. 22. dakikada Canan ortaladı. Muzaffer ve Aydın seyrettiler. Muharrem’in rövöşatası Nihat’ı bir defa daha mağlup etti: 2-1

Maç sonunda ANIT KUPASI Gençlik ve Spor Bakanı A.Karaküçük’ün elinden FENERBAHÇELİLERE UZANIRKEN, ATATÜRK STADINA KOŞAN 50 BİNİN ÜZERİNDEKİ SEYİRCİNİN ELLERİ DE FENERBAHÇE İÇİN ALKIŞ TUTUYORDU.)

50.YIL KUPASI

Cumhuriyetin 50. yılı nedeniyle 1972-73 liginin ilk 8 takımı arasında ve 2 grup halinde, eleme usulüyle, maçlar tertiplendi.

Fenerbahçe, 25 Ağustos 1973 de İnönü stadında, 34.603 seyirci önünde, Göztepe’yi, Hilmi Ok yönetiminde, 5-0 yendi. Ertesi gün de, Ertuğrul Dilek hakemliğinde ve 660.150 lira ödeyen 39.232 seyirci önünde, İbrahim Ejder (2) ve Osman Arpa-cıoğlu’nun golleriyle Beşiktaşı 3-0 yenip grup 1. si oldu. Bu maç, Fenerbahçe’nin, 8-26 Ağustos 1973 arası, son 18 günde Beşiktaş’la yaptığı 3. maç olarak ilginçtir. Bu maçların 3 ü de Sarı-Lâcivertlilerin 3 er gollü galibiyetleriyle sonuçlandı.

Turnuvanın diğer grup birinciliğini de, Eskişe-hirsporu 1-0 ve Altay’ı da 2-0 yenen Galatasaray kazandığından, finale ezeli rakipler kaldılar.

Final maçı Ankara’da 29 Ekimde oynanacaktı. Ancak, ertesi gün, Macit Sarıdana hakemliğinde ve 26.622 seyirci önünde yapıldı. G.S. ın:

YASİN – EKREM, TUNCAY, ENVER, AYDIN – BÜLENT (MEHMET ÖZGÜL), MUSTAFA, SAİM (AHMET) – MEHMET OĞUZ, GÖKMEN ve ŞEVKİ ltertibine karşı Fenerbahçe;

DATÇU – TİMUÇİN, YILMAZ (İHSAN KAVAF), NİYAZİ, ALPASLAN – ERSOY, ZİYA (K), SALAHATTİN – ENDER, OSMAN ve CEMİL kadrosuyla oynadı.

Favori Fenerbahçe’nin sürekli baskısına karşın, Timuçin ve Salahattin’in de 2 şutu direkten döndükten sonra, 120 dakika golsüz bitt ve 5 er penaltı atışlarına baş vuruldu. F.B., 5 penaltılı sonuca ilk kez başvuruyordu.

G.S. dan Tuncay, Gökmen ve iki Mehmetler, sert vuruşlarla gole gittiler, genç Mustafa avuta attı.

F.B. den Ziya, Cemil ve Ender sıkı şutlarla, gol yaptılar. Teknik ve havadan vuruş hevesine kapılan Alpaslan’ın atışını sola sıçrayan Yasin bloke etti. Osman da, plase ile, topu sağ direğin dibine çarptırdı.

Maçı 4-3 kazanıp, Kupayı Fed.Başkanı Hasan Polat’tan alan G.S., taraftarlarının çılgınca alkışları arasında Şeref turu attı.

Maçtan sonra F.B. soyunma odasına gelen G.S. Kulübü Başkanı Prof.Dr.Mustafa Pekin, kişiliğine yakışır şu centilmence konuşmayı yaptı:

(— ZİYA, ÇOCUKLAR: GÜZEL OYNADINIZ. SİZLERİ TEBRİK EDERİM… AMA, ŞANSSIZDINIZ!… ŞANS BİZE GÜLDÜ.. SİZ OYNADINIZ, BİZ KAZANDIK!.. GÜZEL OYUNUNUZDAN SİZİ TEKRAR TEBRİK EDERİM!..)

TERCÜMAN’DA CEZMİ BAŞAR: FENERBAHÇE OYNADI, GALATASARAY KAZANDI….

NECATİ BİLGİÇ: OYUN DEĞİL, ŞANS!..

NECMİ TANYOLAÇ: (KUPA TOP OYNAYANA DEĞİL, PENALTI ATANA GİTTİ…. “DİREKLERDE PATLAYAN ŞUTLAR, YASİN’İN ELLERİNDE PARÇALANAN ŞUTLAR…..AH O KALLEŞ FUTBOL!. DÜN 19 MAYIS STADINDA FENERBAHÇE’YE BİR MİTHATPAŞA GÜNÜ YAŞATAN ANKARA’LI SEYİRCİLERİN MAÇTAN SONRA SÖYLEDİKLERİ İDİ BU SÖZLER.)

Ezeli rekabette değişmez kaide bir kez daha yaşanmış ve favori olan kaybetmişti!….

SİLAHLI KUVVETLER KUPASI

Yunanistan, MEGALO-IDEA, yani Bizans’ı diriltme ideali içindeki, ”Kıbrıs’ı yutma” amacına, normal yönetimle ulaşma fırsatı kollarken, 1967 de iktidara gelen Cunta rejimi, aynı şaşmaz hedefe, 14 Temmuz 1974 de, bir darbe ile, Ma-karios’u devirerek varmak istemiştir. Bu arada, ada Türklerine karşı, tarihsel metodları olan, soykırım barbarlığını da, acımazısca uygulayınca, “Türk Barış Harekatı” zorunlu oldu.

Galeyana gelen ulus’un, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’ne katkı kampanyasına, F.B.-G.S. ve Beşiktaş Kulüpleri de maçlar tertibi suretiyle katıldılar.

Tertiplenen Turnuvanın ilk maçını, 27 Temmuz 1974 de, G.S. ile Beşiktaş yapacak, bu maçın galibi F.B. ile finali oynayacaktı. Hava Kuvvetleri Vakfı 3 Kulübe, değişik boylarda, uçaklı birer şilt; Donanma Cemiyeti Vakfı’da, birinciye bir gümüş Kupa verecekti.

İlk maçta G.S. Beşiktaş’ı 4-1 yenip finale kaldı. Bu maçı 29.704 kişi 734.880 lira ödeyerek izlemiştir.

Hilmi Ok yönetiminde, 28 Temmuzdaki final maçını ise, G.S.:

YASİN – ARİF (EKREM), MUZAFFER (K) (ENVER), ALİ (TARIK), ŞEVKİ – B.MEHMET OĞUZ, YILMAZ (AYDIN), FATİH, METİN, K.MEHMET ÖZGÜL (MUSTAFA) ve ENGİN…..F.B. de:

YAVUZ – ALPASLAN, YILMAZ (RÜÇ-HAN), ZİYA (K), SERKAN – ZAFER, AYDIN, ENDER – MUSTAFA, (SALAHATTİN), OSMAN ve CEMİL tertibinde oynadılar.

G.S. ın Beşiktaşı 4-1 yenmiş olması; Özellikle, manevi değeri çok yüksek olan Kupanın sahibinin kim olacağı konusunda geniş ilgi uyandırmıştı. Bu nedenle, tarihi maç İnönü stadına, 1.081.940 lira ödeyen 40.568 meraklı toplamıştır.

Deniz ve Hava Kuvvetleri bandolarının zaman zaman marşlar çaldığı karşılaşmayı, üstün oynayan Fenerbahçe, d.48 de MUSTAFA KAPLAKASLAN’ın attığı golle 1-0 kazandı.

(SİLAHLI KUVVETLER KUPASI) m, VALİ NAMIK KEMAL ŞENTÜRK, galip F.B. takım Kaptanı ZİYA ŞENGÜL’e tezahürat arasında vermiştir.

Bu maçlarda 2 özellik göze çarpmıştır:

1: Bedavacılığın kaldırılıp, açık tribün 20, no lu 50 ve Şeref tribününün 100 lira olarak, herkese bilet kesilmesi.

2: Taraftarların kendi takımlarını değil de, maç süresince, KAHRAMAN ORDU!… TÜRK ORDUSU!… diye, coşkun tezahüratla stadı inletmesidir.

Bu 2. noktayı, “Milliyet” de Namık Sevik şöyle yorumluyor:

(…KIBRIS’TA ELELE VERECEĞİZ, OMUZ OMUZA DÖVÜŞECEĞİZ. SONRA, SPOR SAHASINDA BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ, KÜFREDECEĞİZ, OLMAZ BU… BU GÜNE KA DAR OLANLARI UNUTMAK GEREK. OR DU; SİYASİ ALANDA KÜTLELERİ NASIL BİRBİRİNE BİRLEŞTİRDİ İSE, SPOR ALANINDA DA BİRLEŞTİRMİŞ. BUNDAN İFTİHAR DUYDUK.)

1.ZAFER KUPASI

Altay Kulübü, kendisiyle beraber, F.B., G.S. ve Beşiktaş arasında Büyük Zafer’in 52. yıldönümü nedeniyle, 28-30 Ağustos 1974 günlerinde İzmir’de, (ZAFER KUPASI TURNUVASI) düzenlemiştir:

İlk gün, Atatürk stadında, 42.907 seyirci önünde, Fenerbahçe Altay’ı 5-0, Beşiktaş ta Galatasaray’ı 2-1 yenip finale kaldılar. F.B. nin 5 golünü de Cemil Turan attı.

Muzaffer Sarvan’ın yönettiği Final maçını ise, 45.101 seyirci izlemiştir. Beşiktaş’ın:

MUSTAFA – AHMET, NİKO, LÜTFÜ, ZEKERİYA – MEHMET II, VEDAT (MİLİÇ), SANLI (ATAKAN) – SİNAN, TEZCAN ve TUĞRUL tertibine karşı, Fenerbahçe:

ADİL – NİYAZİ, YILMAZ, ZİYA (EYÜP), ALPASLAN – AYDIN, ZAFER, SALAHAD-DİN (ERSOY) – CEMİL, OSMAN, ENDER (İBRAHİM) kadrosuyla oynadı. Bu maçı “HÜRRİYET” şöyle nakleder: (FENERBAHÇE İZMİRLİLERE FUTBOL ZİYAFETİ ÇEKTİ. İlk gün Altay’a 5 gol atan Fenerbahçe, Beşiktaş’ın sert oyunu karşısında bile yılmadı. 26. dakikada Osman’ın attığı gol sonucu tayin ederken, 50 binin üstünde sporseverin izlediği final maçında herkes Fenerbahçe’ye alkış tuttu.

Fenerbahçe, maçtan sonra, İzmir Belediye Başkanı İhsan Alyanak’tan, (ZAFER KUPASI) nı alırken, stat Fener!.. Fener!., diye inliyordu….)

2.ZAFER KUPASI

Altay Kulübü, 30 ve 31 Ağustos 1975 de, GÖZTEPE, FENERBAHÇE ve BEŞİKTAŞ’la beraber, Atatürk stadında 2. ZAFER KUPASI maçlarını tertip etti.

İlk gün Göztepe Beşiktaş’ı 3-2 yendiktan sonra, Fenerbahçe İhsan Türe hakemliğinde, Ender’in 54. dakika golüne karşı 89. dakikada yediği golle, Altay’la 1-1 berabere kaldı.

2.gün, Altay’la Göztepe’nin 1-1 berabere kalmalarından sonra, Fehmi Pazarcı yönetiminde Fenerbahçe ile Beşiktaş karşılaştılar.

Fenerbahçe, Osman (2), Ender ve Zaferin golleriyle Beşiktaş’ı 4-0 yendi. “HÜRRİYET” gazetesi, bu maçı:

(FENERBAHÇE BEŞİKTAŞ’I EZDİ GEÇTİ: 4-0) başlığı altında verirken, şu yorumu da yapmıştır:

(FENERBAHÇE BEŞİKTAŞI BOZGUNA UĞRATTI. SEYİRCİLER FENERBAHÇE’Yİ AYAKTA VE BÜYÜK FENERBAHÇE DİYE ALKIŞLADI….)

“İkinci ZAFER KUPASI” nı İzmir Valisi Mustafa Uygur, Atatürk stadını sarsan gösteriler arasında, Fenerbahçe takım kaptanı Yılmaz Şen’e verdi.

MAREŞAL TİTO KUPASI

Fenerbahçe 1977-78 futbol sezonuna Yugoslavya’nın PİROT şehrindeki RADNİÇKİ Kulübü tesislerinde 20 gün kamp yaparak hazırlandı. Bu sırada, İspanyol RACO VALLECANO, Bulgar SPARTAK PLOVEN, FENERBAHÇE ve RADNİÇKİ arasında, Yugoslav Devlet Başkanı Mareşal TİTO’nun 85. yaş yılı nedeniyle, 4 lü bir turnuva tertiplenmiştir.

İspanyol takımını, 30 Temmuz 1977 günü, Emin ve Cemil’in golleriyle 2-0 yenen Fenerbahçe, 31 Temmuzda Radniçki’nin 3 golüne Tuna’-nın bir sayısıyla cevap vermiş ve Yugoslav takımının kazandığı TİTO Kupasında, aşağıdaki kadro ile, 2. olmuştur:

FUAT – COŞKUN, CEM, EMİN, YENAL -AYDIN, ÖNDER, ENGİN – TUNA (BAHRİ), ŞEVKİ ve CEMİL.

ULUSLARARASI BERLİN TURNUVA KUPASI

Fenerbahçe takımı 1980-81 sezonuna 20 günlük Almanya kampıyla hazırlandı. Bu arada, önceden kararlaştırılan ve HERTA BERLİN, TENNİS BORUSSİA ve Yunan A.E.K. takımları arasındaki tek devreli, “ULUSLARARASI BERLİN FUTBOL TURNUVASI” na katılıp Kupayı kazandı.

Berlin olimpiyat stadında 26 Temmuz 1980 deki ilk maçta:

ADEM – YAŞAR YİĞİT, EROL, ALPASLAN (K), SEDAT KARAOĞLU – İSA, MÜJDAT, CEM – A.KEMAL (MUSTAFA), RAŞİT, TUNA (SELÇUK) dan kurulu F.B., VVinkler’in hakemliğinde, Yunan şampiyonu A.E.K. İ, 0-0 dan sonra, penaltı atışlarıyla 6-5 yenmiştir.

Cem, Yaşar, Raşit ve İsa atışları gole çevirmişler, Müjdat’ın vuruşunu Yunan kalecisi çelmiş, Parapratantinis’de topu avuta atınca, ilk 5 er atıştan sonra, durum 4-4 olmuştur. Erol 6. ve Selçuk 7. atışları gole çevirmişler, 6. Yunan penaltısından sonra, 7. yi Adem, sola planjonla önleyince, Fenerbahçe maçı 6-5 kazandı.

Bu çetin mücadeleden çok etkilenen ve sevinen BOJE NİELSEN adlı Fenerbahçe sempatizanı bir Danimarkalı sanayici, Fenerbahçeli futbolculara, maç sonrası, 3 er bin DM ödül vermiştir. Bu büyük ödül Türk futbol tarihinde kırılması çok güç bir rekordur.

Fenerbahçe, Borussia Tennis’i yenen Herta Berlin ile final maçını hakem Gobor yönetiminde, 27 Temmuz Pazar günü yaptı.

Aynı sabah Rausch’un anteranman yaptırdığı Fenerbahçe takımı, ilk devreyi kötü oyunla 3-0 yenik bitirmiş, 2. devredeki değişik tertip, hemen 46. dakikada, Selçuk’un ayağından, durumu 3-1 yapmıştır. Adem, 56. dakikada bir penaltıyı mükemmel refleksle kurtardıktan sonra,’Fenerbahçe baskı kurmuş, ancak başlayci şiddetli yağmurdan, hakem maçı 60. dakikaca tatil etmiştir. .

Ertesi günkü tekrar maçına Hertha Cerlin, mazeret öne sürüp gelmeyince, FİFA kuralı gereği, hakem Fenerbahçe’yi galip ilân etti ve Kupa SARI-LÂCİVERTLİ takıma verildi.

3.VATAN KUPASI

Tercüman gazetesiyle Pamukbank, Bakırköy Sinir Hastalıkları Hastanesi yararına, F.B. ile G.S. arasında, Almanya’da 3.8.1980 de, 3. VATAN KUPASI maçını tertiplediler. Ezeli rakipler arasında 1925 ve 1940 da beraberliklerle sonuçlanan 2 Vatan Kupası maçı daha oynandığı için, bu seferkine, “3. VATAN KUPASI” adı verildi.

Bu maç, ezeli rakiplerin yurtdışında ilk karşılaşmaları olması nedeniyle, tarihsel bir özellik taşır. Bu yüzden, Almanyadaki Türkler arasında büyük ilgi ile karşılanmış ve OFFENBACH stadı 20 binden fazla seyirci ile dolmuştur.

Hakem NİEBERGALL’in idaresindeki maçı, Galatasaray:

ESER – ERDOĞAN (FURKAN), MÜFİT, FATİH (K), HASAN – K.METİN, MUSTAFA, CÜNEYT – CENGİZ, GÖKMEN (KEMAL), B.METİN; Fenerbahçe de:

ADEM – MÜJDAT, EROL, CEM, SEDAT (ALPASLAN) – SERTAÇ (ONUR), İSA (MUSTAFA), HASAN – A.KEMAL, RAŞİT (TUNA), CEMİL (SELÇUK) tertibiyle oynadılar.

B.Metin’in 40. dakikadaki golüne A.Kemal 2 dakika sonra karşılık vermiş, 53 ve 75. dakikalarda Mustafa ve Hasan’ın sayılarıyla durum 3-1 Fenerbahçe lehine olduktan sonra, Fatih, Galatasaray’ın 2. golünü yapmıştır. Maç 3-2 Fenerbahçe lehine bitti ve “3. VATAN KUPASI”, OFFENBACH ufuklarını inleten coşkun tezahürat arasında, törenle Fenerbahçe’ye verildi.

Bu maçta 2 kulübün futbolu bırakan ünlü futbolcuları Cemil Turan’la Gökmen özdenak 8 dakika oynadılar.

WESTFALYA KUPASI

Fenerbahçe, 1981-82 sezonuna DUİSBURG kampı ile hazırlanırken, geçen yıl Galatasarayla olduğu gibi, Beşiktaş’la da yurt dışında ilk kez karşılaşmak olanağını buldu.

“HERNE” deki Westfaiya stadında, 19.7.1981 Pazar günü yapılan bu maçı, GÜNGÖR’ün 51. dakika golüyle, 1-0 Fenerbahçe kazanmış ve konan “WESTFALYA KUPASI” nı almıştır.

Beşiktaş’ın: RASİM – SÜLEYMAN, M.EKŞİ, ULVİ, KADİR – HALUK, FİKRET, RIZA -A.KEMAL (TEVFİK), BORA, ŞABAN tertibine karşı, Fenerbahçe, hakem Brusko’nun yönettiği ve 8 bin seyircinin izlediği bu maçı şu kadro ile oynadı:

NURETTİN – HÜSEYİN, GÜNGÖR, ALPASLAN (K), ERDOĞAN – ONUR, ARİF, İSA (MEHMET) – BAHTİYAR, OSMAN (RIFKI), SELÇUK (MUSTAFA).

Doğan Koloğlu “HÜRRİYET” de şu görüşleri öne sürmüştür:

(FENERBAHÇE DAHA ÇOK GÖZ DOLDURDU…. BEŞİKTAŞ, PRENSİP OLARAK, “DEFANSINI KAPATIP HÜCUMDA ÇOĞALABİLDİĞİN KADAR ÇOĞAL” PRENSİBİYLE HAREKET ETTİ. BU ARADA, FİZİK FORMUNUN ÇOK İYİ OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR. ANCAK, TOPLA AZ BULUŞTUĞU İÇİN, F.B. ÖLÇÜSÜNDE KOLLEKTİF GÖSTEREMEDİ. A.KEMAL F.B. DEKİ OYUNUNDAN DAHA RANDIMANLI İDİ.

FENERBAHÇE, 7 YENİ ELEMANİ TAKIMA OTURTMAK İÇİN, ÜST ÜSTE MAÇLAR YAPIYOR. HEM DE PEK DEĞİŞİKLİK YAPMADAN. BUNLAR İÇİNDE RAUSCH, “HAYSİYET İÇİN OYNAYANLARIN” İDDİASINI PSİKOLOJİK OLARAK SÜRDÜRMEK ZEKASINI GÖSTERİYOR.

F.B. SAHAYA ÇOK İYİ YAYILIYOR… GÜNGÖR KALE GİBİ BİR OYUNCU OLDUĞUNU, DEFANSIN BELKEMİĞİ OLDUĞUNU GÖSTERDİ. ATTIĞI GOL OFANS ANLAYIŞINI DA ORTAYA KOYDU. SELÇUK VE ARİF TAKIMA KLAS EKLİYORLAR…)

POLİS VAKFI KUPASI

“TÜRK POLİS TEŞKİLÂTINI GÜÇLENDİRME VAKFI” yararına 4 kulüp arasında düzenlenen Polis Vakfı Kupası maçları, 19 ve 20 Haziran 1982 de, İnönü ve A.S.Yen statlarında oynandı.

İnönü stadında 19 Haziranda Trabzonspor, 0-0 biten maçtan sonra, penaltı atışlarıyla F.B. yi; Beşiktaş’ta 1-1 beraberlikten sonra, yine penaltı atışlarıyla G.S. ı 8-7 yendiler.

F.B.-Trabzonspor maçında F.B. çok üstün, ancak kaleci Şenol da çok başarılı idi. Trabzon 4 penaltıyı gole çevirirken, F.B. Selçuk ve Arif’le gole gitmiş, Özcan Kızıltan’la Paşa Hüseyin Keskin’in atışlarını ise Şenol çelmiştir.

Ali Sami Yen’deki 20 Haziran maçlarında ise G.S., 2-2 beraberlikten sonra, yine penaltı atışlarıyla F.B. yi 6-5 yendi. Beşiktaş da, Ziya’nın 81. dakika golüyle Trabzonsporu 1-0 mağlup edip Polis Vakfı Kupası’nı kazandı.

AKIL HASTALARINA YARDIM KUPASI

Viyana’ya giden A ve Ümit milli takımları dışındaki elemanlarla F.B., G.S., Beşiktaş ve Sarıyer arasında 14-15 Kasım 1982 de İnönü stadında yardım maçları tertiplendi:

14 Kasımda G.S. Sarıyer’i 2-1 yendikten sonra, Beşiktaş F.B. ile 1-1 berabere kaldığı maçı, penaltılarla 5-4 kazanmış, 15 Kasımda da Fenerbahçe, 1-1 biten uzatmalı maçtan sonra, penaltı atışlarıyla Sarıyer’i 6-4 yenmiştir. Aynı gün G.S. I, 1-1 den sonra, penaltılarla 6-5 yenen Beşiktaş, (Hastalara Yardım Kupası) nı Vali Nevzat Ayaz’dan aldı.

24 Mayıs 1914‘te bugünkü Şükrü Saracoğlu Stadı’nın bulunduğu yerde eski adıyla UnionClub’ta dönemin iktidar partisi olan Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti, İttihat Mektepleri yararına bir çiçek bayramı düzenledi. Bu bayramın en ilginç spor olayı, İngilizler’le İstanbul’un namağlup şampiyonu Fenerbahçe arasındaki Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Kupası’ydı. İki gün önce Galatasaray’ı 1-0 yenen Rumblers, İngiliz Telefon Şirketi Kulübü ve Armstrong Vickers’li futbolculardan kurulu İngiliz Karması’yla Fenerbahçe maçının galibine verilecek kupa, 60 santim boyunda ve gümüşten yapılmıştı.

Maça Fenerbahçe şu kadrosuyla çıktı: Arslanyan – Arif, Galip, Süreyya, Sabri, Nüzhet, Miço, Nuri, Wilhelm, Sait ve Hikmet… Bu anlamlı maçı Sarı-Lacivertli takım Sabri, Hikmet ve Galip’in golleriyle 3-1 kazanarak kupayı da müzesine götürdü.

21 Mayıs 1920‘de UnionClub’ın organize ettiği kupa maçında Fener ezeli rakibi G.Saray ile karşılaştı. Fener bu maçı da Zeki (2), Alaattin ve Refik’in golleriyle 4-0 kazandı.

Ülkemizde eleme usulüyle ilk futbol turnuvası ise 1 Ekim 1920‘de ‘Turnuva Kupası’ adıyla düzenlendi. Fenerbahçe’nin dışında Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, Bakırköy, İngiliz Karması, Rum Karması ve Ermeni Karması’nın katıldığı turnuvada takımlar 7’şer kişilik kadrolarla mücadele etti. Fenerbahçe ilk maçında Rum Karması’nıSabih’in golü ile 1-0, ikinci maçında, Süleymaniye’yi Galip’in golüyle yine 1-0 mağlup edip finale kaldı.

Sarı-Lacivertliler finalde Galatasaray ile karşı karşıya geldiler… Fener Galip ve Alaattin, Cim-Bom da Necip ve Sadi ile goller bulunca normal süre 2-2 bitti. Uzatmada Sabih’in golü Fenerbahçe’yi şampiyonluğa ulaştırdı. Şampiyon kadro şu isimlerden oluşuyordu: Suat Keskin – İsmet Uluğ, Kamil Rona, Feyzi Baron, Sabih Arca, Galip Kulaksızoğlu, Alaattin Baydar.

Fenerbahçe’nin bugün Türkiye’nin en çok taraftarı olan, en çok sevilen kulüp olması ve bir Cumhuriyet haline gelmesi işgal yıllarında özellikle yabancı takımlara karşı kazanılan başarılar nedeniyle olmuştur…

Şehzade Abdülhalim Kupası da bu açıdan büyük önem taşır.. İşgalin ilk günlerinde Fransızlar, Fenerbahçe ile yaptıkları karşılaşmada sürekli yenilgiler alınca 15 Ekim 1920‘de Sonbahar Bayramı’nda Şehzade Abdülhalim Efendi adına düzenlenen kupaya büyük önem vermeye başladılar… Bu önemli organizasyonu da Fenerbahçe 4-1’lik skorla galip bitirerek, sahadan alnının akıyla ayrılmayı başardı. Kanarya zafere Hüsü ve Galip’in 2’şer golü ile ulaştı…

Fenerbahçe 27 Mayıs 1921‘de Hilaliahmer (Kızılay) Kupası’nda Altınordu’yu Zeki (2) ve Galip’in golleriyle 3-2 yendi, müzesine bir kupa daha götürdü.

30 Haziran 1922‘de Fenerbahçe ezeli rakibi Galatasaray ile Taksim Stadı’nda ilk kez karşılaştı. Türkiye İdman Cemiyetleri İttifak Kupası’nda Sarı-Lacivertliler muhteşem bir skorla Galatasaray’ı dağıtıp şampiyon oldu.. 9-2 biten maçın gollerini Melih (4), Fikret Kırcan (3), Yaşar ve Fikret Arıcan attı. Özellikle skoru ile tarihe geçen bu maçta Fenerbahçe’nin kadrosu şöyleydi: Cihat – Orhan, Faruk, Ömer, Esat, Fikret Arıcan, Fikret Kırcan, Yaşar, Melih, Basri ve Rebii…

Fenerbahçe bu galibiyetle aynı zamanda karşılaşmanın galibine konan Mahmut Muhtar Paşa, Tevfik Bey, Akşam ve Vakit Gazeteleri kupalarını da aldı. Yani bir taşla 5 kuş birden vurmuş oldu. Sarı-Lacivertli takım bu dönemde yaptığı özel kupalarda sadece bir yenilgi aldı… Galatasaray Kulübü’nün kendi adına düzenlediği bu kupayı Fenerbahçe 2-1 kaybetti…

Sarı-Lacivertliler’in asıl popüler olmasını ve bugün milyonları peşinde sürüklemesini sağlayan asıl etken işgal yıllarıydı… 16 Mart 1920 sabahı İstanbul’un işgal edilmesinden sonra baskı ve zulüm karşısında Türk halkının en büyük gurur kaynağı futbol maçları oldu. Mütareke döneminde (1918-1921) işgal kuvvetlerine mensup özellikle İngiliz ve Fransız askeri takımlarıyla yapılan futbol maçları, İstanbul’daki futbol heyecanını ve futbola olan ilgiyi doruk noktasına çıkaran olgu oluyor, Türk takımları işgalci ekiplerle 5 yılda 50’sini Fenerbahçe’nin oynadığı toplam 80 maç yapıyor, işgal kuvvetleri takımlarına karşı kazanılan galibiyetler ise Türk takımlarını gönüllerde yüceltiyordu.

Bu nedenle futbol İstanbul’da büyük kitleleri kendine çekerken, Türk takımlarının özellikle de Fenerbahçe’nin, başta General Harrington Kupası (29 Haziran 1923) olmak üzere işgal kuvvetleri takımları karşısında elde ettikleri tüm galibiyetler, İstanbul halkının intikam duyguları içindeki milli duygularını şahlandıran ve yaralı gönüllerine teselli veren yegane olay haline dönüşüyordu.

Mütarekenin karanlık yıllarında işgal kuvvetlerine mensup takımlarını her hafta birbiri peşi sıra futbol sahalarında yenerek milletin rencide olmuş gururunu okşayan Fenerbahçe tüm halkın sevgilisi haline geliyor, zamanla da milli mücadelenin ve milliyetçi karşı çıkışın adeta İstanbul şubesi halini alıyordu. Onlar, cephelere gönderdikleri futbolcuları misali Çanakkale’de yaptıkları müdafaanın bir örneğini de sanki Taksim’in Taşkışla sahasında gösteriyor, yaptıkları toplu hücumlarda ise sanki kısa bir süre sonra Kocatepe’den verecekleri milli taarruzdaki şahlanışımızın provasını yapıyorlardı. Bu şevk ve iman içinde mütareke ve işgal İstanbul’unda Türk futbolu denince ilk akla gelen Kadıköy’ün Fenerbahçe’si oluyor, cepheden gelen her yeni zafer İstanbul’luların moralini yükseltirken, Fenerbahçe takımı da aldığı galibiyetlerle halkın başını dik tutmasını sağlıyordu. 1910’lu yıllarda en fazla iki bin kişinin izlediği Fenerbahçe, 1919-1920 yıllarında 6-7 bin kişinin hınca hınç doldurduğu tribünlere oynuyordu. Artık iş futbol oyunu halinden çıkmış, vatanın asıl sahipleri ile işgalcilerin hesaplaşması şekline dönüşmüştü. Fenerbahçe takımı artık ‘Kuvai Milliye’ ruhunun halk içindeki sembolü olmuştu. Bunun birinci sebebi işgal takımları ile oynadıkları toplam 50 maçtan ikisi hariç hiç yenilmeyip 41 maçta galip gelmeleriydi ki Altınordu ve Galatasaray takımları ne yazık ki bu başarıyı gösterememişlerdi.

İşte bu döneme damgasını vuran bir maç vardı ki yıllardır unutulmadı… General Harrington Kupası… Fenerbahçe’nin kendi takımları karşısında aldığı başarılar ve Anadolu’daki Kurtuluş mücadelesine yapılan gizli katkılar Harrington’u rahatsız ediyordu… İngiliz General bu nedenle çok iyi bir takım oluşturduktan sonra gazetelere bir haber yaptırarak, Fenerbahçe’ye meydan okudu… Bunun altında kalmayan Sarı-Lacivertliler de maça hazır olduklarını bildirdiler. 23 Haziran 1923’te Taksim Stadı’nda iki takım karşı karşıya geldi. Bir tarafta binlerce İngiliz subayı ve askeri, diğer tarafta binlerce Türk sporsever de tribündeki yerlerini aldılar. Fener sahaya Şekip – Hasan Kamil, Cafer, Kadri, İsmet, Fahir, Sabih, Alaaddin, Zeki, Ömer ve Bedri 11’i ile çıktı… İlk yarı İngilizler’in 1-0 üstünlüğü ile sona erdi.

Devre arasında Nasuhi, Galip ve TevfikBeyler’den kurulu 3 kişilik Fenerbahçe Yönetim Kurulu soyunma odasında futbolcularla bir konuşma yapıp, ateşlediler, ‘Türk milletini düşünerek sahaya çıkın’dediler.

Ve dakikalar 60’ı gösterdiğinde, rakip kaleyi ablukaya alan Fenerbahçe’nin baskısı ilk sonucunu verdi. Zeki’nin nefis şutu skoru 1-1’e getirdi. 74’üncü dakikada Zeki bu kez ikinci golü İngiliz ağlarına bıraktı… Bu öyle bir goldü ki Türk’ün zaferini, Fenerbahçe’nin yenilmezliğini kanıtlamıştı ve İngilizler’in, General Harrington’ın tüm ümitleri sönmüştü.

FENERBAHÇE BAYRAMLARI :

Fenerbahçe Kulübü, düzenlediği sportif bayramlar bakımından, önceleri Türk kulüpleri arasında özel bir yer tutuyordu. Ancak, bu güzel gelenek zamanla unutulmuş gibidir.

Fenerbahçe kulübünde bu gibi organizasyonlara 1912 de başlanmış, daha sonra 1930 larda anane halini alıp, 1939 Bayramını 1946 daki 40. yıl, bunu da 50. yıl bayramları izlemiş ve nihayet 25 yıl sonra 1982 de 75. yıl törenleri yapılmıştır. Görülüyorki ihmal büyüktür.

Fenerbahçe, ilk bayramını 15.9.1912 de tertipledi. İstanbul Lig şampiyonluğunu kazanması, Union Club sahasında bir tatil günü ücretsiz yararlanmak hakkını vermişti. Bu nedenle, zengin bir program yapılmış, şampiyon takım futbolcularına ilk kez olarak hazırlanan kalp biçiminde ve üzerinde (Fenerbahçe Sporting Club) yazılı gümüş madalyalar armağan edilmiştir. Bu bayramdan sağlanan 41 altın lira ile (Altıyolağzı)ndaki lokal kiralandı.

İkinci bayram 26.10.1913 Pazar günü yine Union Club’de ve Maarif Nazırı Şükrü beyin himayesinde düzenlenmiş ve bir askeri bando da hazır bulunmuştur.

Bu bayramın programında sürat ve mukavemet koşuları, bisiklet yarışı, av müsabakaları ve 2 futbol maçı vardı. Müsabakalar Garnizon Komutanı Cafer Tayyar bey riyasetinde İst.Mebusu Salah Cimucoz, Dr. Hamit Hüsnü, Naci Ali, Salahad-din Ali, Ali Kemal, İbnürrefik Ahmet Nuri, Celâl Esat ve İzzettin Molla beylerden kurulu bir heyetin gözetiminde yapıldı. Futbol maçlarında STRUGGLERS Rum Kulübü ile RUMBLERŞ İngiliz Takımları berabere kalmış, G.S. ise F.B. yi 3-0 yenmiştir. Bu bayramdan elde edilen 30 altın lira ile Altıyol’daki lokalin mefruşatı tamamlandı.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında düşman uyrukluların gece sokağa çıkmaları yasaktı. Fenerbahçe Kulübü, bunlara özel izin aldığından Kulübün Hale sinemasında tertiplediği Eskrim ve Jimnastik ve diğer dallarla, lokaldeki konser ve eğlencelerde Moda ve Kadıköylü yabancı aileler görev almaya hevesle koşarlardı. Elkâtipzade Mustafa beyin rol aldığı bu organizasyonlar Mora, Gle-vati, Pepo ve Whittall ailelerinin katkılarıyla başarılı ve verimli olurdu.

Fenerbahçe, bu ailelerle 2 de çiçek bayramı düzenlemiştir. Bu bayramların biri Kızılay yararına yapıldı. 1916 daki ikincisinin başlıca özelliği Fenerbahçe Kulübünü temsil eden ve Kırmızı-Beyaz güllerden yapılmış bayraklı arabadır. Yine çiçekten elbiseli yabancı genç kızların yer aldıkları arabada, o zor dönem için teselli ve ümit olarak, (SABRIN SONU SELAMETTİR!..) yazılı idi.

Fenerbahçe Kulübü, Altınordu ile, 29.1.1915 olarak ilki savaşta, 11 Nisan 1919 olarak da, ikincisi savaştan hemen sonra 2 bayram tertip etti. Yapılan 2 maçın ilki berabere bitti. 2. yi 1-0 F.B. kazandı.

1921 kışında Tepebaşı tiyatrosundaki Fenerbahçe bayramı, Boks, Eskrim, ve Güreş dahil, bir çok daldaki müsabakalarla başarılı geçti.

İZMİR’İN ALINDIĞI GECE

Fenerbahçe’nin en parlak gece müsameresi 9 Eylül 1922 de Bel-Vu gazinosunda yaşandı. Ne büyük mutluluk ki, bir ay önceden kararlaşan gece İzmir’in Yunaıı’dan kurtarılacağı güne rastlamış ve büyük Gazi ile Türk ordusunun bu muazzam zaferi o gece, layık olduğu coşku içinde sabaha kadar kutlanmıştır…..Gecede F.B. li 2 Şehzade Ziyaeddin ve Ömer hilmi efendiler de hazırdılar.

Bu tarihsel gecenin pembe renkli giriş biletinin en üstünde Sarı-Lâcivert renkli Kulüp armasının altında aynen şöyle yazılıdır:

Devletlü necabetlu Ömer Faruk Efendi hazretlerinin tahtı riyaseti fahriyelerinde bulunmakla mübahi

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ MENFAATİNE

Polis Müdür’ü Umumisi Miralay Esat Beyefendinin himayei Âlilerinde Eylül’ün 9 uncu Cumartesi günü öğleden sonra saat dörtten gece yarısına kadar Fenerbahçe’de “Belle Vue” mesiresinde icra edilecek olan

BÜYÜK BALO VE MÜSAMERE BİLETİ -1 LİRAYI OSMANİ

Belvu bahçesinde, 14.8.1924 de, T.B.M.M. Başkanı Fethi Okyar bey himayesinde bir (FENERBAHÇELİLER GECESİ) daha yaşandı, Milli Oyunlar, Şadi beyin temsili ve Türk Musiki1 Cemiyeti reisi Ali Rıfat bey başkanlığındaki kon-ser’den ayrı olarak, denizde yarışlar tertiplendi.

Fenerbahçe’nin bundan sonraki bayramları şöyledir:

13.5.1932 : Fenerbahçe Stadı, bazı yeniliklerle ve törenle açıldı.

5.4.1933 : 200 sporcu ile 25. yıldönüm bayramı ve Boçkay maçı,

25.8.1933 : Şampiyon Futbol ve Voleybol takımlarıyla Yalova gezisi,

16.1934 : 26. yıldönüm bayramı. Gazi’nin Türkiye’de yalnız Fenerbahçe stadına konmasına izin verdiği büstü and içilerek açılmış, 4 Yunanlı atletle yarışılmış, 352. maçını F.C.Wien ile yapıp 470. golünü atan Zeki Sporel futbola veda etmiştir.

11.6.1935: 27. yıldönüm bayramında F.B. İsviçre şampiyonu Servette’i 5-2 yendi.

5.7.1936: Yağmura rağmen 28. yıldönüm bayramı 8 bin seyirci toplardı.

6.6.1937: 29. yıldönüm kutlaması 10 bin seyirci önünde 4-1 lik Rapid maçı ile yapıldı. 300 sporcu törene katıldı.

19.6.1938: 30. yıldönüm bayramında A.E.K.-Panathinaikos karmasına 12 bin seyirci önünde 2-0 galip gelindi.

11.6.1939: 31. yıldönüm bayramı Midlesex Wanderers İngiliz takımıyla beraber kutlandı. 14.000 bilet ve 8900 lira bu tarihe kadar rekordu.

9.6.1946 : 7 yıl savaş fasılasından sonra, 40. yıldönüm bayramı Mısır’ın National Club takımıyla beraber yapıldı ve 1-1 sonuçlandı. Bu maç kutlamaların en muhteşemi oldu ve 23.435 lira gelirle rekor kırıldı. Eski rekor 1.4.1945 de 14.700 lira getiren 3-3 lük Fenerbahçe-Beşiktaş maçıdır.

Bundan sonra 50. yıla kadar bayram tertiplenmedi. Ancak, 1945 yazında Belvü’de bir gece tertiplenmiş, 24.8.1950 de açıkhava tiyatrosunda Türk musikisi konseri verilmiştir. 13 Nisan 1951′de de Taksim gazinosunda.Bir yemekli gece yapıldı.

50.yıl bayramı hazırlık ve organizasyon bakımından, bütün bayramlardan daha şumullu bir anlam taşımıştır. 9 ay önceden kurulan ana ve bir çok tâli komitelerin çalışmaları acemi ellerde, ne yazık ki, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Fenerbahçe Kulübü, hayal kırıklığı ile sonuçlanan bu 50. yıl töreninden sonra, 11.4.1964 de, gol yemeden şampiyon olan 1922/23 ün o ünlü kadrosuyla, 1964/65 in şampiyonlarına 31.8.1965 akşamı Hilton’da yemek verdi. Son, 75. yıla gelince, bu yıl-dönüm için oldukça bonkör davranıldı.

Bayram 18.6.1982 de Hilton balosu ile başladı. Dünya Karması futbolcularının imzalarını taşıyan top kulübe 12 milyon lira getirdi. 30.7.1982 de eski yöneticilerin kabirleri ziyaret edildi. 31 Temmuzda Atatürk, Şehit ve rahmetli Fenerbahçeliler için Osmanağa Camiinde mevlut okundu. Gece, Sosyal tesislerde üyelere 2 bin kişilik ziyafet verildi. 1 Ağustos’ta İnönü stadında deniz bandosu eşliğindeki sporcu ve yöneticiler geçit töreninden sonra, 75 beyaz güvercin uçuruldu ve futbolda Kocaelispor’la 1-1 berabere kalındı (01.08.1982).